Cumartesi, Ocak 28, 2012

Bizde Manzara Bu

İki gündür habire misafir haberi alıyor, gelmeyeceklerini bile bile hazırlık yapıyor, sonrada gelmeyeceklerini bir kerede onlardan teyit ediyorum...  Malum İstanbul kar fırtına, boran, ama gönülller yinede buluşmak istiyor, da işte olmuyor, olamıyor. özelliklede bebikler sözkonusu olunca dışarı çıkmak çok büyük bir cesaret hatta delilik istiyor... Biz iki gündür karın keyfini ancak pencereden bakarak çıkartıyoruz, kısa süreli balkona  çıkışlarımda da o kadar çok üşüdümki, Allah dışarıda olanlara, evsiz barksızlara yardım etsin...  Karın insanı mutlu eden çocuksu bir yanı var ama işin birde o romantik kısmının ötesinde acıl gerçekleri var ne yazık ki. Bu arada yiyeceksiz kalan kuşları ve sokak hayvanlarını da bu karlı günlerde unutmayalım değil mi?

Cumartesi, Ocak 21, 2012

Yazacağımı yazdım


Hava kapalı, yine ve yine evdeyiz, etrafta kötü emeller, kötü zanlar kol geziyor, içim üzgün, içim huzursuz...

Yine de umutlu olmak istiyorum, en azından çocuklarımız için, bari şu turuncu biraz renk versin diye güne, ekledim gitti...

Perşembe, Ocak 19, 2012

Ce-eee

Haftasonu çok cici misafirlerim vardı. Üçüncü bebeğine hamile bir arkadaşım öğleye doğru beni aradı  ve topladı çoluğunu çocuğunu  bize geldi. Hemde harika yağan bir kar eşliğinde köprüyü de aşıp. Nasıl mutlu oldum anlatamam çünkü taşınmamızdan bu yana özlemini çektiğim bir kaç şeyden biri istanbulun öte yakasından.  Gelirken bir sürü hediye de getirmişler sağolsunlar, eller kollar doluydu yani. Ama beni en çok duygulandıran, İK'yi ise mutlu edeni Yusuf abisinin kendi oyuncaklarından özenle seçip hediye paketine koyduğu bu iki oyuncak oldu. Biris bir tırtıl diğeri de araba.  Bu yaşta bu cömertlik alkışlamaz da ne yapılır. Ama bakalım aynı cömertliği yakında aralarına katılacak olan minik kerdeşine de gösterecek mi? Belki başlarda kıskanacak ama bence onu da çok sevecek.

İK'nın ek gıda serüveni hızla devam ediyor.  Artık kahvaltıları bir öğün olarak tüketiyor. Biraz ekmek, biraz peynir, pekmez, ıhlamur ki kesinlikle bardaktan içmeyi seviyor en başından beri, çok az yumurta sarıısından oluşan kahvaltısını benimle birlikte masada yiyor. Bu konuda o kadar istekliki aksi mümkün değil zaten. Masaya oturtuncaya kadar rahat etmiyor.  Öğlen çatalla ezilmiş taneli sebze püresine,  akşam üzeri meyve püresine ve yatmadan öncede muhallebisine de devam ediyor. Yoğurt şimdilik yok listemizde. Yalnız muhallebisini pekmez ve günkurusu kayısı ile tatlandırdım şimdiye kadar, artık biraz daha çeşitlendirmek amacıyla  bebek bisküvisi denedim bugün. Hazır satılanları vermek istemediğim için uzun süredir tarif arıyordum. Bir tariften yola çıkarak pekmez, tereyağı ve tam buğday unuyla yaptım bisküviyi. Denenmiş bir tarifti, meyve suları ve muhallebiyle birlikte rahat tüketilebilir gibi geldi bana. Tadını ikram ettiğim komşularımda çok sevdi. Bugün gece muhallebisine koydum ilkini, sonuç ilk gün için fena sayılmazdı. Umarım zamanla tadına daha çok alışır. Bu arada kahvaltısı içinde tuzsuz poğaçalar hazırladım peynirli. Peynirin tuzu tuz dengesini sağlamış, birde merdaneyle açıp içlerini doldurunca yumuşacık bir poğaça oldu, bakalım sabah beğenecek mi bıcırık.  O yemezse ben afiyetle yerim doğrusu, öyle güzel mis kokulu tereyağlı poğaça yani.

Şu aralar eli sürekli  havada. Her an bir şey tutuyor ya da tutmak istiyor.  Sürekli bir şeylere uzanıyor, bu yemek de olabilir, alakasız bir şey de ama izlemesi öyle keyifli ki. Birde artık çok rahat oturuyor, uzun süre hiç yıkılmadan oyuncaklarıyla oynuyor, evet evet gelecek mi acaba dediğim o günler geldi nihayet, yattığı yerden sürekli bağırıp çağıran, (meğer canı sıkılıyormuş meleğim) artık kendi kendine kısa da olsa zaman geçiriyor. Ama hala en sevdiği yer anne kucağı, resmen mest oluyor kollarımda ve gülmek için bahane arıyor maşallah. Birde tabi saçlarım, yakında kel kalırsam hiç şaşırmayacağım çünkü saçlarım sürekli İK'nın ellerinde ve kafasına göre takılıyor onlarla, çekiyor, doluyor, bakıyor, ağzına sokmaya çalışıyor, aklına ne gelirse işte.

Sahi kar ne güzel yağdı İstanbula öyle apansız, trafiğe karışmayan benim gibiler için pencereden balkondan izlenen kar ne de güzel...  Bu da  balkondan sokağa karşı yaptığımız kar fonlu fotoğraf çekimi sonrası ce-e oyunundan bir kare. İK nerede acaba?


Bu arada keçe işlerim de devam ediyor, hatta sipariş bile aldım desem. Yok öyle büyük bi şey değil ama beni motive edecek kadar da  güzel. Gerçi motive olmaya da ihtiyacım yok aslında, çünkü bu aralar İK'dan kalan zamanlarda beni en çok mutlu eden uğraşlardan birisi. Gerçi maymun iştahlı benin sıkılması da hiç uzak değildir ya neyse... Bu da son işlerden birkaçı. Gemi yine İK için, diğeri geçen hafta ziyaretine gittiğimiz bir arkadaşın hediyesine iliştirdiğim minik bir hediyecik... Bu arada o arkadaşımda hamile ve bebişi çok yakında geliyor...  Uf yine bitiremiyorum en iyisi şimdilik bu kadar...


Cumartesi, Ocak 14, 2012

Cumartesi

İstanbul'a beklenen kar nihayet geldi. Bugün gün boyunca pencerenin önünden ayrılmadım desem yeridir. Manzara nefisti. Bir ara İK'ya da izlettim, sanırım o da çok sevdiki ayaklarını heyecanlı heyecanlı salladı pencereden bakarken.  Fakat bir ara elekriklerin gitmesiyle öyle bir panik yaptımki, meğer bütün istanbulda gitmiş ve herkes benim durumumdaymış.O bir iki saatlik sürede evi kolaçan ettim  ve elektriksiz hayatın neredeyse imkansız hale geldiğini farketim.  Meğer ne  kadar kaplamış hayatımızı. Telefon bile açamıyorsun düşünün artık, hele ısınamayacak olma düşüncesi dışarda kar yağarken insanı kısa süreli bir dehşete sürüyor. Ama sonra aklıma Van'daki insanlar geldi, aylardır çadırlarda yaşamak zorunda kalan insanlar ve özellikle de bebekler. Allah yardımcıları olsun. Van için örüyoruz kampanyasını duymayan kalmamıştır bu arada değil mi, bir de ben hatırlatmış  olayım bu vesileyle.  Ayrıntılı bilgiler bu adreste.

Cuma, Ocak 13, 2012

Bidolu şey.

Dün kabus gibi bir gündü. Önceki akşam yeni evli ve yakında artık bebeği bile olacak bir arkadaşa evlilik tebriğine gittik. İyice ayıp olmuştu çünkü çok yakın oturuyorduk. Fakat çocukla dışarı çıkmanın ne kadar zor olduğunu bir kere daha anlamış oldum. İK'nın öğünlerini atlamayacağım derken, bir yandan kendimi ve onu hazırlayacağım derken helak oldum. Sonra ne mi oldu, ben iki ayağım bir pabuç hazırlanmaya çalışırken,  bir yere gitmek istediğimiz de hep olduğu  gibi trafik yine felç oldu ve eşim eve çok geç geldi ve dolayısıyla arkadaşlarımzı yemek için beklettik bir sürü ve tabi ziyaret geçe sarkınca  da bütün düzen bozulmuş oldu. Gece sorunsuz uyudu şükür ama ertesi gün yani dün  çocuğun bütün düzeni alt üsttü. Tüm gün ne doğru düzgün uyudu ne de uyanık kalıp oynadı, bol bol kucakta sallandı  durdu velet.. Bu arada arkadaşım bizi çok güzel ağırladı, çok uyumlu bir çift olmuşlar ve yakında birde tatlı kız eklenecek bu güzel aileye. Yani İK'ya bir arkadaş daha geliyor, hemde yine yürüme mesafesinde, aslında çok şanslı bebeğim.

Yoğurt denemelerim devam ediyor. Keçi sütüyle yağtığım yoğurt diğeri kadar dokunmadı İK'ya ama yinede hafif kızartılar var. Bu haftaki doktor kontrolümüzde soracağım alternatif ne yapabilirim diye doktorumuza.  Bir süre sonra tekrar denerim olmadı.  Blog yazmak ne güzel bir şey ayrıca, bir konuda takılıyorsun hemen imdadına yetişiyor hiç tanımadığın birileri, çok iyi.

Oyuncak dikiyorum demiştim ya en son, paylaşacaktım hani fotoğraflarını da işte o zamandan bu zamana bidolu oyuncak oldu, hızımı alamıyorum neredeyse, ama kumaş çok etrafı kirlettiği için keçeye döndüm, sanırım artık keçe olacak yaptıklarım. Dikiş makinesini de açmak ayrı dert, diğeri elinde olup bitiveriyor. Tabi İK için aslında babasıyla çok oyuncak almayacağız ya da yapmayacağız kararımız olduğu için hepsini bir anda önüne yığmayı düşünmüyorum, birinden sıkıldıkça diğerini çıkartmayı planlıyorum. Gerçi hala oyuncaklara çok ilgisi olduğu söylenemez. En çok aktiviteli köpeğini seviyor bir de benim bezden yaptığım güneşi. Diğerleriyle çok kısa süreli ilgileniyor henüz. Ha hiç mi bi şeye ilgisi yok derseniz olmaz mı en çok kağıtlar, dergiler gazeteler ilgisini çekiyor, elinde uzun uzun inceliyor şakırdatıyor en son ağzına götürmeye yeltendiğinde elinden kapıyoruz.

Yemek yerken üfürmeyi öğrendi ya İK, yedir yedirebilirsen artık, her yer çorba, yoğurt, meyve... Bu arada bez önlüklerden çok şikayetçiydim ya, Built marka bir önlük ve alt açma bezi almıştım ben daha hamileyken çok severek ama unutmuşum gitmiş çekmecenin birinde. Aklıma düştü denedim süper bişeymiş. Hem çok iyi koruyor, hem de leke tutmuyor, üstelikte yıkayıp kurutması çok pratik, Amerikayı yeniden keşfetmiş gibi sevindim resmen....

Bugün yeni bir sebze deniycem İK'ya kereviz. Umarım anne ve babası gibi severek tüketir o da.  Püresini yaptım bekliyorum, uyanınca yedircem.  Uyanması da yakındır, ne de olsa kuş uykusu bu bebişlerinkisi...