Perşembe, Ocak 29, 2009

:(

Elim varmıyor kaç günlerdir böyle şeyleri yazmaya gelince. Her seferinde yıkılmak ve bir daha bir daha ayağa kalkmak yeniden öyle zor ki. İnsanoğlu planlar yaparken hayata dair, Allah gülermiş insanın bu haline. O gün de bir sürü plan yapmıştım. Önce hastaneye gidecek rutin kontrollerimi yaptıracaktım, ardından uzun süredir görüşmediğim bir dostumla tiyatroya gidecektim, akşamında da Böcükle başka planlar yapmıştık. Hepsi ve her şey daha hastaneye giderken otobüste annemden aldığım bir acı telefonla yerle bir oldu. Ağlıyor ve bir yandan da kulaklarıma inanamadığım bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Aklıma babaannem, anneannem, dedem, babam yani hasta ve yaşlı olarak ölümlerini kendimce daha olağanlaştırdığım herkes geldi ama hayır o başbaşka birinden, ihtimal bile vermediğim sevgili hala oğlumdan bahsediyordu. Daha gencecik olan, naif, iyi eş, iyi bir baba, iyi bir insandan, benden sadece 5, 6 yaş büyük olan ama aynı bahçede koştururken bile dayı diyerek büyüdüğümüz dayıcımdan bahsediyordu. Üflesen uçacak kadar zayıf olan dayımın kalp krizi geçirip öldüğünü söylüyordu. Hayır dedim, dayım ölemez, yalan söylüyorsun hele kalp krizinden hiç ölemez. Bir anda tıpkı yıllar önce babamın beyin kanaması geçirdiği haberini aldığımdaki gibi döndü etrafımda dünya, gözlerime yaşlar hücum etti. İçim acıdı ve yandı. Daha fazla bir şey söylemiyordu annem ölmüş diyordu sadece tekrar tekrar. Hem kendini hem beni inandırmaya çalışırcasına. Telefonu kapatmamla Böcük'e haber vermek ve bir an önce dayıma gitmek tek gayem oldu o anda. Acı haberi onunla da paylaştıktan sonra aklımda yüzlerce soru ve tarifsiz bir hüzünle yola çıkmaya hazırlanırken benim artık kimseyle konuşacak ne cesaretim ve mecalim kalmamışken eşim bu kez yaptığı telefon konuşmasındaki daha acı bir haberle yıkıldı. Ölümden daha acı haber ne olabilir diyenler için, bu belki ancak yaşandığında anlaşılabilecek farkı anlatmak isterim. Canım dayıcım eceliyle ölmemiş, hatta tam da tahmin ettiğim gibi kalp rahatsızlığından hiç ölmemişti. Tek derdi dünya güzelleri iki oğlunun rızkını kazanmak için verdiği hayat mücadelesinde yine güçlülerin dünyasında zayıf düştüğü, garip kaldığı için sabahın köründe rızkını aramak için gittiği pazar yerinde soysuz bir gencin bıçak darbeleriyle ölmüştü. Güçlüye gücü yetmeyen soysuzlar göz korkutmak için benim dayıcığımı seçmişti. Daha kahvaltı yapmak için girdiği kahvede ilk çayını yudumlayamadan, midesine çok az şey giren, her yemeği yemeyen, yediğinde üç beş lokmayı geçmeyen dayıcım aldığı poğaçalardan bir ısırık bile almamışken. Aç, yalnız, hayalleri kursağında kalarak gitmiş canım dayıcım. Bu haberle ikinci bir kez yıkıldım. İçim o an öyle büyük bir kinle doldu ki, ağzıma geleni saydım. İçimize ateş düşürenlerin de içi yansın, bizim yüreğimizi yakanların da yüreği yansın....

Sonrası yine tarifsiz bir hüzün. Cenaze evine gidişimiz akşamı buldu. Gittiğimde yengem artık bitmiş, iki pırlanta oğlu ise şoktan hala çıkamamıştı... Kime üzüleceğimi bilemedim. Türlü sıkıntılarla mücadele edip yıllar sonra ilk kez rahat gördükleri yılda eşini kaybeden yengeme mi, geride bıraktığı pırlanta gibi evladın boynu büküklüğüne mi, biri kız diğeri erkek, hayatta anneleri ve babalaları olmayan üç kardeşin içlerinden birisini kaybetmelerinin etkisiyle yıkılmışlıklarına, bir kez daha garip ve yalnız kaldıklarına mı, yoksa aynı bahçede saklambaç, yakan top vs.. oynayarak büyümüş kuzenlerin ikincisini de kaybeden bize mi, annemin annelerinin eksikliğin hissettirmemek adına kol kanat gerdiği annemin evladını kaybetmişçesine acısına mı? babamın ikinci bir kez daha hayatının baharındaki yeğenlerinden birini daha kaybedişine mi? Babaannenim bütün kardeşlerini, eşini, kızını, torununu kaybettikten sonra artık acı görmeyeyim, giden ben olayım dileklerine rağmen yine ikinci bir torununun acısıyla yıkılmasına ve ağıtlarına mı? Yoksa bir tanecik oğlunu kaybettikten sonra hayattaki bağları zaten kopmuş olan büyük halamın ölen ablasından emanet olan yeğenini de kaybetmesine mi? Hangisine üzüleceğimi bilmiyorum. Aklıma geldikçe öfkem ve hüznüm daha da büyüyor. Tek tesellim, çok masum bir ölüm onunkisi. Rızkını kazanmak için çıktığı yolda haksız ve masum bir şekilde öldürüldü. Dilerim şehit mertebesindedir, dilerim hayatın ona bütün küsmüşlüğü bir mükafat olarak dönmüştür öbür dünyada. Böyle büyük bir acıdan sonra tek tesellimiz İlahi adaletin er ya da geç yerine geleceği inancı. İyi ki müslümanız, iyi ki inanıyoruz... Yengemle aralarında geçen bir konuşma sırasında köye babamın yanına gömülmek isterim demiş ölünce. Yengem vasiyetini yerine getirmeyi uygun buldu. Toplandık bütün aile ve dayıcımı komşularından helallik aldıktan sonra Pazar sabahı son yolculuğuna uğurlamak için bu kez köye doğru yola çıktık, tıpkı şubat tatili nedeniyle bir gün önce çocuklarına yarın sabah kahvaltıya ninenizin evindeyiz diye söz verdiği gibi, aynı saatte köydeydik işte ama kahvaltıya değil, ninesinin acı ağıtları eşliğinde onu son yolculuğuna uğurlamak üzere. Son bir kez görmek istedik yüzünü... Geçim derdinin hepimizi bir yana savurduğu hayatlarla birbirimize hasret kalmak böyle bir şey işte. Bazen ölümün soğuk yüzünü bile arıyor insan, özlüyor, görmek istiyor son kez bile olsa. İmam hepimize gösterdi çok şükür. Acımızı yaşadık doyasıya, birlikte hüzünlerden fırsat bulup pek mutlu olamasakta. Canım dayıcım bıçak darbeleriyle olan bütün kanını da kaybetmişti söylenenlere göre. Zaten sarışın olan teni beyaza kesmişti iyice. Allahım ona acı, merhamet et, anne sıcaklığından uzak büyüyen bu yetimini, sonra babasını da kaybeden bu garibi, sar sakla, merhamet et, cennetine al...

2,5 yaşında daha iki kardeşiyle birlikte yetim kalan, üvey anne elinde oradan oraya atılıp duran, babaannemin evladını kaybetmesinin verdiği hüzünle hep ağıtla büyüttüğü dayıma hayat pek gülmedi aslında. Genç yaşında hasretini çektiği sıcak bir yuva özlemiyle sanırım ki erkenden evlendi. Hayat yükünü erken omuzlarına alınca bu kez geçim derdinden ona bahşedilen yetenekleri kenara koymak zorunda kaldı. Çok sevdiği konservatuarı evlatlarım için para kazanmam gerek diyerek son sınıfta bıraktı. Onlarca iş değiştirdikten, tarifsiz bir geçim derdinden sonra karı koca başbaşa vermiş uğraşmış didinmiş ve yıllar içinde başlarına sokacak bir yuva edinmişlerdi. Ramazan bayramında yeni aldıkları arabalarıyla gelince bayrama annem sanki mutluluktan uçmuştu, görüyor musun Kazım'ı, aferin araba bile almışlar kendilerine demişti. Mutlu olmuştuk hepimiz. Ama çok uzun sürmedi bu mutluluk. Yalan dünya yalancı yüzünü gösterdi bize. Eksiksiz olmuyormuş bu hayat anladık bir kez daha. Ama eksiklik çok sevdiğiniz bir yakınınız olunca başka eksikliklerin hiçbir anlamı olmuyormuş. O olmadıktan sonra hiçbir şey tam, tamam olmuyormuş öğrendik bir kez daha. Dualarınız dayıcım için olsun.

12 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

Allah rahmet eylesin. Soyleyecek soz yok. Allah'in sevgili kuluymus. Cenette annesi, babasi, karisi, cocuklari ve tum sevenleri-sevdikleriyle sonsuza kadar huzur ve mutluluk icinde yasamasi dilegiyle.

uçan talhanın annesi dedi ki...

rabbim rahmet eylesin. sizlerede sabır versin. babamın cenazesi geldi aklıma. acını paylaşıyorum. inşaallah şehit mertebesindedir. rabbim kalanlara uzun hayırlı, güzel ömür nasip etsin...

Koyubeyaz dedi ki...

Offf ki ne offff. Cok aci, cok cok aci.. böyle durumlarda donar kalirim bu yaziyi okuyuncada oyle kala kaldim iste. Basiniz sag olsun allah geride kalanlarin yar ve yardimcisi olsun insallah. Çok üzüldüm..

cinar dedi ki...

Söylenecek çok bir şey yok. Çok acı bir haber, çok üzüldüm. Başınız sağolsun. Allah sabır versin geride kalanlara. Katlanmak çok zor olmalı gerçekten de. Biz dışarıdayken bile bu kadar burkulabiliyorsak..
Başınız sağolsun :(

eslem dedi ki...

Başın sağolsun canım , Allah rahmet eylesin .. Herkese sabır diliyorum ..

Güneşligünler dedi ki...

Çok teşekkür ederim arkadaşlar hepinize teker teker. Dostlar sağolsun. Allah kimseye böyle acı kayıplar yaşatmasın.

ŞEKERPEMBE dedi ki...

BAŞINIZ SAĞ OLSUN. ALLAH RAHMET EYLESİN, BAŞKA ACI GÖSTERMESİN DEMEKDEN BAŞKACADA BİR ŞEY GELMİYOR ELDEN.

ALLAH SEVGİSİ KADAR SABRINIDA VERSİN İNŞALLAH...

SENABERA dedi ki...

Çok çok üzüldüm, Allah sabrını versin inşAllah tüm aileye... Allah taksiratını affetsin ve nurlar içinde yatırsın, merhameti ile muamele eylesin inşAllah...

Güneşligünler dedi ki...

Senabera, çok teşekkür ederim, duaların için yürekten amin diyorum. Amin inşaallah.

arzu dedi ki...

Okurken yaslarin gozlerime hucumunu tahmin edersin biliyorum cunku sende onu oyle yasli gozlerle yazdin eminim. Rahmet diliyorum gani gani...mekani cennet olsun insaallah!Rabbim geride kalanlara sabri cemil ihsan etsin,gercekten cok zor bir imtihan!

Güneşligünler dedi ki...

Arzucum duaların için çok teşekkür ederim. İnşaallah mekanı cennet olsun. :(

Kuaybe dedi ki...

Senin de yazdığın gibi, mazlum olarak teslim etmiş ruhunu.. Rabbim, katına tertemiz olarak almıştır inşaallah..

Vefat edeli bir yıl olmuş, ben daha yeni okudum bu yazıyı.. Dua vakti geldi demek ki.. Mekanı cennet olsun.. Sevdikleriyle, iyi hallerde bulunsun oralarda..