Uzun zamandır sebepsiz bir şekilde film izlemiyorum. Üstü üste film izlediğim günler çooook uzakta kaldı. Fakat dün akşam dizilere bir es verdim ve bu harika filmi izledim. Film izlemeye bu kadar susamış bir haldeyken ve bunun farkında bile değilken Stanley& Iris bana ilaç gibi geldi, ya da çölde bir vaha gibi. İzlediğim en romantik filmlerden birisi ilan ettim onu ve her saniyesini büyük bir keyifle izledim. Robert De Niro'nun sade ama ustalıklı oyununa bir kez daha hayran kaldım. Jane Fonda'nın sevimli, doğal kendi gibi olunculuğuna bayıldım. Filmdeki diyaloglar aslında son dönemin gürültülü patırtılı filmlerine oranla oldukça az ve o diyalogların hepside özenle seçilmişti. Her kelimeden bir kitap yazılacak türden. Aralarında geçen pembe ve gri hırka üzerine konuşma ları ile adres bulma oyunları filmde en çok sevdiğim bölümler. Birde Stanley'in Irıs'in iş çıkışından önce onun evine giderek o ve çocukları için yemek yapması harika ve çok romantik bir fikirdi. Aslında filmi parçalara ayırmak yanlış film bütünüyle çok güzeldi. İz bıraktı işte bende...
Bu arada Böcük giderek kilo olmaya devam ediyor. Bir zamanlar bir deri bir kemik olan Böcük evlendiğimizden bu yana tam 22 kilo aldı. Almaya da devam ediyor. Her gün daha hafif yemekler yeme kararı alıyoruz birlikte ama işin aslı bunu pek de uyguladığımız söylenemez. Birisi bizi durdursa hiç fena olmayacak. Ama Böcük'e bu kadar kilo aldırmaya başardığım için de beni tebrik eden çok. Malum toplumumuzda kilo hala iyi bir şey olarak düşünülüyor aslında. Bu arada ben spora hala başlayamadım ve Böcük'ü de ikna edemedim. Zaten artık tatil sezonu başlıyor ve spora başlasak da yarım yamalak kalacak gibi görünüyor.

2 yorum:
22 mi??? Ben de yemeklerinden yemek istiyorum.. Kiloya olan ihtiyacımdan değil tabii de lezzet düşkünlüğümden..:) Ne lezzetli yemekler yaptığın ortada..
Sen beni geçmişsin. Bizimki 20 kilo aldı. Ama İzmir'e gittiğimizde halaları iyi bakmışsın oğlumuza diyorlar. Zayıf olsa yanmıştım anlayacağın:))
Yorum Gönder