Cumartesi işe gelmek zor. Fekat bu sabah zihnimde dolaşıp duran tilkiler erken uyanınca beni de uyku tutmadı. Cumartesinin köründe ayaktaydım. Kalktım balkondaki çiçeklerimizi suladım. Nazlı nazlı tomurcuklanmalarını gördüm ve mutlu oldum. Güneş hafiften balkona ve salona sızıyordu, güneşi gördüm mutlu oldum. Sonra hazırlandım, Böcük'e veda edip yola koyuldum. O benden daha geç gidiyor cumartesilere işe. Tamamen keyfi bir durum. Sonuna kadar hak veriyorum. :)
Yol üzerimde caminin bahçesinden geçerken bir grup kalabalık görüyorum ve yavru bir kedinin miyavlamasını duyuyorum. Sonra farkediyorumki herkes ağacın en ucunda mahzur kalan yavru kediye bakıyor. Kedi habire miyavlayarak yardım istiyor. Durumun vehametini artıran şey ise kedinin zar zor tutunduğu incecik çam dalının hemen yanındaki dala da bir karga konmuş kediyi korkutuyor. Kuş ona doğru seyirttikçe kedi daha bir keskin sesle miyavlıyordu. Bir süre durup izledim nasıl kurtarılabilir diye düşündüm. Fakat orada yaşça daha tecrübeli olan herkes kedi yere atlamalı başka türlüsü olmaz, düşsede dört ayağının üzerine düşer diye karara bağlayınca konuyu ben de servisime binmek üzere oradan ayrıldım. Ama zavallı kedinin miyavlamaları kulağımda hala, umarım sağ salim kurtulmuştur yaramaz kedicik.
İnşaallah eve dair her şey pazartesi netleşmiş olur ve rahat bir nefes alırız. Hakkımızda hayırlısı...

2 yorum:
O kadar sıcak bir yazı ki bu, akşamın bu saatinde kahvemi almış oturmuşken bilgisayarımın başına, yaşadığım huzur anıma uyacak en ideal yazılardan biriydi sanırım.:)
Sevgiler...
Bilsen ne kadar mutlu etti beni yorumun. Çok teşekkkürler. Sen de beni tasarımlarınla her baktığımda mutlu ediyorsun. Sevgiler...
Yorum Gönder