Çarşamba, Mayıs 27, 2009

Hayata Dair Güzel Şeyler

Dün akşamın üzerinden çok akşamlar geçti. Cumartesi işten çıkıp koştura koştura çok sevdiğim eskilerden bir arkadaşımın nikahına gittim. Benim için çok çok öte anlamlar ifade eden bu arkadaşlığı anlatmaya kalksam sayfalar yetmez sanırım. Şimdi yolarımız eskisi kadar kesişmese de, bir zamanlar aynı yurdun yatakhane odasında çok anılar biriktirdik kitap aralarında. Üniversite yıllarının en sağlam dostluklarından biriydi benim için. Çok konuşmayı sevmese de gözlerinden okurdunuz mutlu ya da mutsuz olduğunu. Hala da öyle. Sonrasında yaşadığı fırtınalı yaşam şimdi biraz durulmuş gibi. Umarım bu evlilik onu sakin sularında dahada mutlu ve dingin bir insan yapar. Artık daha fazla yıpranmaz.

Kendi elleri ile yaptığı şirin mi şirin bir düğün davetiyesi maili ve sesinde mutluluğun rengini hissettiğim bir telefonla aldım sürpriz evlilik kararını. Daha önceden düğün merasimini memleketlerinde yaptıkları için İstanbul'a nikah kısmı kalmıştı, Haliyle nikaha sadece arkadaşlardan oluşan bir katılım oldu. Hatta katıldığım en sıradışı ve sade nikahlardan birisiydi diyebilirim. Ama arkadaşımın güzelliğine diyecek yoktu elbette. Ekru renkli kabarık etekliği gelinliğin içinde bir prenses gibi duruyordu.
Damat beyi ilk kez gördüm ama tanıdığım kadarıyla iyi kalpli, N.'yi mutlu edecek birisine benziyordu. İnşaallah hislerimde yanılmam ve ömür boyu mutlu mesut yaşarlar. İnş. N.'ciğimin evlililiği anne babasınınki gibi yarı yolda sona ermez.

Nikahın ardından mutlu çifti yolcu edip nikahta karşılaştığım bir başka eski tanıdıkla evlendirme dairesinden çıkıp İstiklale kıvrıldık. Nikah bahanesiyle işi kırmış birisi olarak o saatte İstiklal Caddesi'nde olmak beni yıllar önce üniversiteyi kırıp gezdiğim yıllara götürdü. Havanın da güzel olmasını fısat bilip arkadaşla bir yerde oturup bir şeyler içip kısa bir sohbet yaptıktan sonra tek başıma İstiklal'ın keyfini çıkardım. İyi de yaptım.

PS. İlk fotoğraf balkonumun yeni güzellerinden sardunyam. İşyerindeki bir arkadaşımın hediyesi. İkinci fotoğraf gittiğim nikahın cici davetiyesi, üçüncü fotoğraf ise geçtiğimiz hafta gittiğim sünnet düğününde davetlilere dağıtılan sünnet şekerleri. Sünnet çocuğununun anneannesinin elinden çıkan sünnet şekerleri daha doğrusu lavanta keseleri çok beğenildi. Tüh gittiğim nikahın nikah şekerini çekmemişim, o da çok güzeldi. :(

Çarşamba, Mayıs 20, 2009

Dün Akşam

Dün akşam çok sevgili arkadaşım M.'nin biricik oğluşunun sünnet düğünündeydik. Doğrusunu söylemek gerekirse, bütün ayrıntıları ince ince düşünülmüş, özellikle çocukların her türlü beklentisini karşılayan müthiş bir organizasyondu düğünden kastettiğim. Palyaçosundan maskotlarına, çocuklara özel mekan düzenlemesinden, onlara özel düşünülmüş paketlenmiş cici hediyelere hatta onlara özel bir programa yer verilen harika bir düğündü gittiğimiz. En büyük sorun olabilecekken ulaşım konusu, harika bir düzenleme ile evden alınıp yine evimize bırakıldığımız etkileyici ve incelikli bir misafirperverlikti.
Program o kadar doluydu ki, hangisine eşlik edip katlacağımızı bilemedik. Hepside birbirinden güzeldi. Hele Sünnet çocuğu annesinin ve ablasının şıklığına diyecek kelime bulamıyorum. Tek kelimeyle harikaydılar. Elbette gecenin yıldızı sünnet düğünü kutlanan Y. E. paşaydı. Hele mehter eşliğinde salona tahtı üstünde gelirkenki hali yok muydu süperdi. Tabi tahta özel ayrı bir kostüm düşünülmüş olması da başka bir ayrıntı. Salonun baş köşesinde ona özel hazırlanmış bölüm herkes için süper bir fotoğraf fonuydu aynı zamanda.
Ailenin büyüklerinin mutluluk ve gururlarını yüzleninden okumak da hiç zor değildi. Pırıl pırıl bir ailenin pırıl pırıl evlatlarının özel günlerinden biriydi kutlanan ne de olsa. Yemekle birlikte nihayete eren düğünün en güzel hatırası ise Y. E.'nin anneannesi tarfından bizzat hazırlanan minik sünnet şapkalarının içine kurdela ile birleştirilmiş lavanta kesecikleriydi. Aslında benzer organizasyon yapmak isteyenler için bütün ayrıntıları fotoğraflamak isterdim ancak iki çekirdek bir dirhem giyinip gidince elimde kocaman bir makine ile ortalıkta gezmek fikri pek de hoş olmayacak diye düşündüm. Yine de eğer düğün annesi izin verirse birkaç kareyi buraya kaçırmak isterim. Birde düğün hatırası minik sünnet şapkalarını eklemeyi planlıyorum yine izinleri olursa.
Bu benim İstanbul'da gittiğim ikinci sünnet düğünüydü. İlki de geçen haftalara denk geliyor zaten. Ama ikisini kıyaslayacak olursam, ikiside kesinlikle kendi çapında çok güzel, fakat ilki ne kadar sade ise ikincisi o kadar göserişliydi. Burada işin içine tamamen, alınan zevk, istek ve çevreden beklentiler işin içine giriyor sanırım. Sonuç itibariyle ben her ikisinden de çok keyif aldım. Peygamberimizin bir sünnetini yerine getiriyor olmanın mutluluğu ve gururu ikisinde de çok baskındı ve bence en güzeli de bu duyguydu. Cömert misafirperverliğiniz için teşekkürler A. ailesi. İnşaallah Y. E.'nin düğününü de görmek nasip olur, ne diyeyim.
Bu arada Böcük'ün düğünden sonra eve geldiğimizdeki bir cümlesi beni hem tarifsiz üzdü, hem de ona olan şefkat, sevgi ve merhamet duygularımı bir kere daha daha da tazeledi. Bir sünnet merasimi nelere kadirmiş oysa...

Perşembe, Mayıs 14, 2009

Romantik

Uzun zamandır sebepsiz bir şekilde film izlemiyorum. Üstü üste film izlediğim günler çooook uzakta kaldı. Fakat dün akşam dizilere bir es verdim ve bu harika filmi izledim. Film izlemeye bu kadar susamış bir haldeyken ve bunun farkında bile değilken Stanley& Iris bana ilaç gibi geldi, ya da çölde bir vaha gibi. İzlediğim en romantik filmlerden birisi ilan ettim onu ve her saniyesini büyük bir keyifle izledim. Robert De Niro'nun sade ama ustalıklı oyununa bir kez daha hayran kaldım. Jane Fonda'nın sevimli, doğal kendi gibi olunculuğuna bayıldım. Filmdeki diyaloglar aslında son dönemin gürültülü patırtılı filmlerine oranla oldukça az ve o diyalogların hepside özenle seçilmişti. Her kelimeden bir kitap yazılacak türden. Aralarında geçen pembe ve gri hırka üzerine konuşma
ları ile adres bulma oyunları filmde en çok sevdiğim bölümler. Birde Stanley'in Irıs'in iş çıkışından önce onun evine giderek o ve çocukları için yemek yapması harika ve çok romantik bir fikirdi. Aslında filmi parçalara ayırmak yanlış film bütünüyle çok güzeldi. İz bıraktı işte bende...
Bu arada Böcük giderek kilo olmaya devam ediyor. Bir zamanlar bir deri bir kemik olan Böcük evlendiğimizden bu yana tam 22 kilo aldı. Almaya da devam ediyor. Her gün daha hafif yemekler yeme kararı alıyoruz birlikte ama işin aslı bunu pek de uyguladığımız söylenemez. Birisi bizi durdursa hiç fena olmayacak. Ama Böcük'e bu kadar kilo aldırmaya başardığım için de beni tebrik eden çok. Malum toplumumuzda kilo hala iyi bir şey olarak düşünülüyor aslında. Bu arada ben spora hala başlayamadım ve Böcük'ü de ikna edemedim. Zaten artık tatil sezonu başlıyor ve spora başlasak da yarım yamalak kalacak gibi görünüyor.

Cumartesi, Mayıs 09, 2009

Bakalım artık

İş yerimiz hala sauna gibi, yani sorun çözülmedi. Öğleden sonra özellikle durulamıyor ofiste neredeyse buharlaşıp uçacağız. Haliyle kötü bir baş ağrısı ve günün stresini toplayıp aldığım omzumdaki ağrılarla eve kendimi zor attım dün akşam. Allahtan bize yetecek kadar yemeğimiz vardı ve kendimi bıraktım kanepeye. Bir ağrı kesici, biraz masaj ve egzersizden sonra uyuyunca sabah kendimi baya dinlenmiş hissettim ve ağrılarımda gitmişti. Ama Böcük'ün uyku sorunu ve doktora gitmeme inadı devam ediyor hala malesef. Ve ben her sabah kendimi suçlu hissediyorum o uykusuz bir sabaha erişip bense mışıl mışıl uyuduğum için. :(
Bugün işlerimi toparladım gibi, iş yerinden biraz erken çıkıp bu akşam gideceğimiz düğün için hazırlanmayı planlıyorum. Yeni ciciler giyeceğim bugün, bakalım nasıl geçecek düğün. Böcük yine keyifsiz bu arada. Umarım akşama kadar düzelir. Yarın için İstanbul'a özel çok güzel planlarımız var, inşaallah tembelliğe yenilmeyiz. Bakalım bakalım...

Perşembe, Mayıs 07, 2009

BÖ Bitmiş Yahu!

BÖ biteli hayli oldu, ben hala kaldırmamışım bannerı. Neyse şimdi kaldırdım, hani bir derece beklendim yoktu, renk olsun diye katılmıştım ama ne kadar oy aldığımı da merak etmedim değil, hatta oy alıp almadığımı da. :) Ne de olsa kendim çalıp kendim söylüyorum bir nevi. Fakat acaba aldığımız oy oranını bilebilme imkanımız var mı bilmiyorum ve meraktayım. Zaten ben bu blog olaylarını oldum olası geriden takip ediyorum ya olsun bakalım. :)

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

Acemi Terzinin Maceraları vs...

Bugün de akşamı ettik. Üç günlük izin sonrası mesai pek de iç açıcı olmuyor hele de ofis hamam gibi kaynarken. İdari işlere soruyoruz yandık nedir sorun diye, yeni sisteme geçmedik daha böyle yanacaksınız bir süre diye açıklama getiriyor bize. :) Yeni sistem dedikleri de yaz sezonu herhalde, yani klimalar. :) Neyse izin sürem harika geçti. İlk günün sabahı temizlikle geçse de öğleden sonrası süperdi. Önce Böcükle harika bir öğlen yemeği yedik (kendisi beni davet etti) ardından bütün kızlar toplandık tadında bir buluşma. Öyle keyifli geçti ki tadı damağımda kaldı. Pazar günü Böcükle dibine vurduk alışverişin ve belkide hayatımızda ilk kez (istisnai olarak) kaygısız bir alışveriş yaptık ve bana bayıldığım bir takım kıyafet aldık, malum düğün sezonu açılıyor hazırlık yapmak gerek. Bu arada evde terzi maceralarıma devam ediyorum. Çok severek aldığım bir kumaştan etek dikiyorum kendime ve dike söke de olsa bitmek üzere. Hatta yeni aldığım bluzla takım gibi oldular. Bu haftasonu olacak düğüne ikisini giymeyi planlıyorum kısmetse. Tabi özellikle fermuar takma kısmı beni bezdirdi resmen en sonunda sıkıldım artık ve bağladım olduğu yere. Acemi terzinin maceraları diye bir blog açsam hiç fena olmayacak aslında. Gerçi hangi birisine yetişeceksem artık. Bu arada her ne kadar kafaya takmamaya çalışsam da gündemde olan bitenler çok sinirlerimi bozuyor. Dün akşam işten baş ağrısıyla çıkınca Böcük dışarda yemek yemeği teklif etti ve biraz temiz hava almış oldum bu sayede. Ama yemeğin ortasında meyve suyunu üzerime dökmemle birlikte benden de yaşlar dökülüverdi gayriihtiyari. Bozuk giden aksayan her şey sinirlerimi bozuyor ve olmadık zamanda olmadık tepkiler verebiliyorum şu aralar. Bardağı taşıran son damla oluyor genelde en son yaşadığım aslında Allah bu acıları yakinen yaşayanlara sabırlar versin. Herkesin evine, hanesine öncelikle sağlık ve huzur versin.

Cuma, Mayıs 01, 2009

Küçük Mutluluklar

Bugünlerde yine bir tembellik sardı ki sormayın. Spora ara verdim tatsız bir iki olay yüzünden. Zaten son gidişimde fazla hırpalamışım kendimi hala kendime gelemedim. Sırtım ağrılarla örülü. Ama herşeye rağmen bol bol foto çekmeye devam ediyorum şu aralar. En çok sevdiğim kare de şu evdeki fondü keyfim oldu. İki akşam üst üste hiç üşenmedim hazırladım bu güzellikleri. Minik ısıya dayanıklı kaselerimde hazırladığım çikolataya batır batır ye, oh nefffffiiiiis.

Tabi sonra gelsin kilolar, ona da çözüm buldum ben ama. Limonlu yeşil çay bu aralar favori içeceğim. :) Birde Asunazla birlikte yaptığımız iş yerindeki kahve ve çay keyiflerini saymadan geçemem. Bugün ne içelim diye başlayan sohbet ya harika bir türk kahvesi ve çikolata ile son buluyor ya da tekli çaypotlarımızda demlediğimiz çeşif çeşit çay ve keklerle. Anlayacağınız ben bugünlerde iyi sardım bu yeme içme
işlerine, halbukide yaz geliyor hafiflemek gerekiyor değil mi? Yaz geliyor demişken bizde düğünler şimdiden başladı gibi. Herkes ya evleniyor ya da cemiyet yapıyor. Dün yine benim için büyük bir sürpriz olan bir evlenme haberi aldım ve mutluluktan uçtum. Onlarda uçuyorlar zaten mutluluktan. Hoş ikiside birlikte kaldıkları ev arkadaşları evlenerek evden ayrılınca bizde evlenelim diye karar almışlar ama sanırım ev arkadaşlarının evlenmesini bekliyormuş ikiside sabırla. :) Ne diyeyim Allah daim etsin mutluluklarını. Bana komik ve çok çılgınca geldi yine de. Bu yılın bomba evliliği ise benim için erkek kardeşimin Ekim gibi planladıkları düğün. Şimdiden nikah ve kına için kıyafet bakmaya başladım bile. Ama çok da bayıldığım bir şeye henüz rastlayamadım. Umarım hayallerimdeki kadar güzel ciciler alabilirim kendime. Çünkü kardeşim çok özel benim için ve onun düğününde her şey de çok özel istiyorum. Bitti sanırım. :) Son olarak üç gün boyunca izinliyim oley, oley oley...