Bu çantayı köye giderken anneme hediye etmek üzere bir gecede yaptım. Sapını takmak birkaç günümü aldı o ayrı hikaye. :) En sevdiği renklerden tam da istediği gibi kocaman yaptım. Doldursun doldurabildiği kadar diye. Bayıldı, bayıldı. Göstermediği arkadaşı, akrabası kalmadı. Meşhur oldum memlekette. Sizce nasıl olmuş acemi terzinin son denemesi.
Cuma, Temmuz 31, 2009
Anneme Sevgilerimle...
Bu çantayı köye giderken anneme hediye etmek üzere bir gecede yaptım. Sapını takmak birkaç günümü aldı o ayrı hikaye. :) En sevdiği renklerden tam da istediği gibi kocaman yaptım. Doldursun doldurabildiği kadar diye. Bayıldı, bayıldı. Göstermediği arkadaşı, akrabası kalmadı. Meşhur oldum memlekette. Sizce nasıl olmuş acemi terzinin son denemesi.
Etiketler:
Ben Yaptım :)
| Tepkiler: |
Perşembe, Temmuz 30, 2009
Kabak ve Bamyadan Bahis
Sıcak havaların etkisi sanırım Böcük'le hiç yemek yiyesimiz yok. Öyle kelli felli sofralara son vereli çok oldu. Hal böyleyken her seferinde sağlıklı ve hafif besleniyoruz diye bir şey de yok malesef. Üç akşam karpuz peynir yiyorsak dördüncü gün yine bol kalorili bir atıştırmaya kaptırıveriyoruz kendimizi. Tam bir kısır döngü anlayacağınız. Ancak yine de iki sebze manyağı olarak et ürünlerini epey bir rafa kaldırdık. Yemek yapacaksam tercihim mutlaka sebzeden yana oluyor.
En sevdiğimiz iki sebzede çoğu insanın burun kıvırdığı bamya ve kabak. Hele de zeytinyağıyla yapılmışsa. Tijen ablanın ağzımın suyu aka aka izlediğim yapımı basit ama hem göze hem de damağa hitap eden yemek fotoğraflarını gördükçe içim gidiyor. Bu konudaki tembelliğimdense daha önce bahsetmiştim. İşte benden de kısa bir tarif ve fotoğraf. Dediğim gibi biz mütevazı ama maharetli ellerde binbir harika lezzete kavuşan sebze kabağın her türlüsünü seviyoruz ama en son yaptığım yoğurtlu kabağı yerken adeta yarışıyoruz. Nasıl mı yapıyorum. Önce kabakları tahta üzerinde minik minik doğruyorum. Sonra zeytinyağında kısık ateşte suyunu çeke çeke pişiriyorum ağzı kapaklı vaziyette. Ardından daha önceden temizleyip dolapta sakladığım sarmısaklarımı ezip yoğurtla iyice çırptıktan sonra servis tabağına aldığım kabağın üzerine gezdiriyorum. Üzerine yine çok az zeytinyağında öldürdüğüm taze nane yapraklarını ve bul biberini, tuzunu serptikten sonra servise alıyorum. Afiyetle yiyoruz.
Bu arada şu yok tüylü, yok uzuyor diye burun kıvırılan gariban bamyalar var ya işte onlar bizim evin en nadide sebzeleri. Bol domates ve suyunda hafifçe kavrulan bamyalar daha sonra çok az su ve limon ilavesiyle elbette yine zeytinyağı ve tuzuyla ağır ateşte pişirilir ve yemeye doyulmaz.
Bu köy ziyaretimizde annem bize iki kez bamya yaptı abartmıyorum. Birde kış için saklamak üzere kendi bahçesinde yetiştirdiği bamyalarla mutfak harçlığını çıkartan bir abla bize bamyalarından hediye etti. Gelir gelmez ben de onları itinayla ayıklayıp, hazırlayıp kışın tüketmek üzere dolabıma koydum. Gerçi her sebzeyi mevsiminde tüketmek en iyisi ama arada bir sevdiğimiz sebzelere torpil geçmiyor değilim. :)
Böyle işte sebze iyidir, sağlıklıdır, hele sağlıklı, doğal sebze daha sağlıklıdır. :)
Etiketler:
Ben Yaptım :)
| Tepkiler: |
Sabahın Güzellikleri
Bu kolaj balkonumdaki güzellerimden oluşturuldu. Kendiliğinden saksıda biten biberim şu anda iki tane mor biber yaptı ve hala da çiçek açmaya devam ediyor. Komşumun verdiği bir tanecik domates fidem de şimdi sarı sarı çiçek açıyor habire. Annemin tabiriyle para çiçeğim diktiğimde minicikti mütevazı bir şekilde büyümeyi sürdürüyor. Sardunyam biraz keyifsiz ama yine de çiçekleriyle bizi sevindirmeye devam ediyor. Hemen yanında bir dalı görünen yaprağı güzelim habire dal budak saçmaya devam ediyor. Ve en altta ortada olan sıklamenim ben hala fotosunu çekemesemde iki minik tomurcuğuyla görkemli iki çiçek açarak bizi hayrete düşürdü. :)
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Salı, Temmuz 28, 2009
Köyden Geldim Şehire!
Geldik biz, karmaşık, karmakarışık bir dönemde, yine karmakarışık duygular içindeyim. Çok güzel bir haftanın ardından oradayken aklımın ucundan dahi geçirmek istemediğim İstanbul'da sevmediğim işimde adapte olmaya çalışıyorum şu an.
Köy çok güzeldi, bahçemiz harikuladeydi, dedemin emektar arabasıyla yaptığımız kısa turumuz ve pikniğimiz harikaydı. Babaannem ve bahçedeki horozu harikaydı. Halamın püfür püfür esen bahçesinde çay keyif harikaydı. Dalından kopup soframıza gelen nimetler harikaydı. Annemin elinin değdiği her şey harikaydı. Taş binada üst katta uyurken, alt katta uyuyan babaannemin tıkırtılarıyla uyanmak, sabahları eski ahşap pencereyi kaldırıp bahçeyi gözlemek, gece uyumadan yıldızları izlemek harikaydı. Ihlamur ağacı altında neredeyse hiç kalmadan keyif yaptığımız soframız harikaydı. Karşılıksız seven akrabaların cömertliği ve mütevazılıkları harikaydı. Bir haftaya bir nişan ve bir düğün töreni sığdırmak harikaydı. Babamın maviş gözlerindeki mutluluğu görmek harikaydı. Bütün aileyi bir araya toplayan küçük vesileler harikaydı. Bütün kardeşleri bir arada görmek harikaydı. Bununla birlikte acıları tazelemek üzdü zaman zaman, kız kardeşimin yeniden nükseden böbrek rahatsızlığını duymak kötüydü, memlekette aldığım boşanma haberlerini duymak üzücüydü ve hayret vericiydi. Böcük ve bana ait olan bağ ve arsamıza yapmak istediğimiz evin hayalini kurmak ne kadar güzelse, şimdilik gerçek olamayacak kadar uzak olduğunu bilmek de o kadar üzücüydü. Erkek kardeşimin yaklaşan düğünü için sevinmek ne kadar güzelse, ev halkında yaşanan stres o kadar kötüydü. Her seferinde veda ederken helalleşen babaannemin bu kez, inşaallah ölmem de yine görüşürüz deyişi bu kez ne güzel, ne de kötüydü, sadece tarifsiz bir duyguya dönüştü içimde söyler söylemez. Fotoğraflar ve detaylar çok yakında yine burada...
Köy çok güzeldi, bahçemiz harikuladeydi, dedemin emektar arabasıyla yaptığımız kısa turumuz ve pikniğimiz harikaydı. Babaannem ve bahçedeki horozu harikaydı. Halamın püfür püfür esen bahçesinde çay keyif harikaydı. Dalından kopup soframıza gelen nimetler harikaydı. Annemin elinin değdiği her şey harikaydı. Taş binada üst katta uyurken, alt katta uyuyan babaannemin tıkırtılarıyla uyanmak, sabahları eski ahşap pencereyi kaldırıp bahçeyi gözlemek, gece uyumadan yıldızları izlemek harikaydı. Ihlamur ağacı altında neredeyse hiç kalmadan keyif yaptığımız soframız harikaydı. Karşılıksız seven akrabaların cömertliği ve mütevazılıkları harikaydı. Bir haftaya bir nişan ve bir düğün töreni sığdırmak harikaydı. Babamın maviş gözlerindeki mutluluğu görmek harikaydı. Bütün aileyi bir araya toplayan küçük vesileler harikaydı. Bütün kardeşleri bir arada görmek harikaydı. Bununla birlikte acıları tazelemek üzdü zaman zaman, kız kardeşimin yeniden nükseden böbrek rahatsızlığını duymak kötüydü, memlekette aldığım boşanma haberlerini duymak üzücüydü ve hayret vericiydi. Böcük ve bana ait olan bağ ve arsamıza yapmak istediğimiz evin hayalini kurmak ne kadar güzelse, şimdilik gerçek olamayacak kadar uzak olduğunu bilmek de o kadar üzücüydü. Erkek kardeşimin yaklaşan düğünü için sevinmek ne kadar güzelse, ev halkında yaşanan stres o kadar kötüydü. Her seferinde veda ederken helalleşen babaannemin bu kez, inşaallah ölmem de yine görüşürüz deyişi bu kez ne güzel, ne de kötüydü, sadece tarifsiz bir duyguya dönüştü içimde söyler söylemez. Fotoğraflar ve detaylar çok yakında yine burada...
Etiketler:
Biraz Seyahat
| Tepkiler: |
Cumartesi, Temmuz 18, 2009
Orada Bir Köy Var Uzakta...
Bir süre yokuz. Görüşmek dileğiyle inşaallah...
Etiketler:
Biraz Seyahat
| Tepkiler: |
Perşembe, Temmuz 16, 2009
Derdi Olana!
Uf, tek kelime yazacak mecalim yok. Öyle tatsızımki. Dün iş yerinde alınan ve deklare edilen kararla zaten güç bela taksit taksit aldığımız maaşa da kesinti yapıldığını öğrendik. Sabah akşam insanlar serviste ve iş yerinde köşe başlarında sadece bunu konuşur oldu. Yazla birlikte düşüşe geçen iş motivasyonu artık sıfıra yakın değerlerde. Bu saatten sonra kime kızacaksınki. Sonumuz hayr olur inşaallah.
Dün akşam Böcükle bir arkadaşımın düğünündeydik. Tabi Böcük bir görüşmeden koştura koştura geldiği için hazırlanıp çıkıp gitmemiz geç bir saati buldu ve davetiyede yazan düğün saatinden epey geç bir saatte oradaydık. Ama neyseki en güzel kısmına yani yemeğe yetiştik. :) Arkadaşımla eşi birbirlerine çok yakışmışlardı. Allah mesut etsin. Gelinliğine bayıldım Mübişimin, ama en çok da o güler yüzüyle herkesi karşılamasına. Bildiğimiz asık suratlı gelinlerden değildi. :)
Pazar günü tatile gidiyoruz demiştim ya evet artık gerçekten gidiyoruz. :) Bende oturdum anneme kendi ellerimle bir çanta diktim hediye olarak. Fotosunu da çektim burada yayınlarım üşenmezsem, inşaallah beğenir canım annecim.
Bu arada en güzel haberlerden birini vermeyi unuttum ben ya. Arkadaşım Asunaz'la birlikte yeni bir blog açtık. http://www.derdinvarsa.blogspot.com/ Kafamızı bozan içimize dert olan ne varsa orada yazıp deşifre ediyoruz. Sizin de kafanızı bozan, dert edindiğiniz meseleler varsa içinizi döküp rahatlamaya davet ediyoruz. derdinvarsa@gmail.com adresine bir mail gönderirseniz hemen size bir kullanıcı izni verilecek ve sizde içinizi rahatça dökebileceksiniz. Hım hangi konular da mı yazıyoruz. Hiç belli olmuyor aslında, tepemizin neye atacağı, içimize neyin dert olup çörekleneceği. Çevre konularına da takığız, ulaşım sorunlarına da, TV'deki abukluklara da, halkımızın duyarsızlıklarına da. Yazacağız da ne olacak peki? Belki hiç bir şey içimizi dökmekten başka. Ama belkide çok şey, ortak sorunlarımız etrafında birleşip bir güç olunca. Biz bir adım attık sadece ve ilerliyoruz, bizim gibi düşünenleri de bu platforma bekliyoruz.
Dün akşam Böcükle bir arkadaşımın düğünündeydik. Tabi Böcük bir görüşmeden koştura koştura geldiği için hazırlanıp çıkıp gitmemiz geç bir saati buldu ve davetiyede yazan düğün saatinden epey geç bir saatte oradaydık. Ama neyseki en güzel kısmına yani yemeğe yetiştik. :) Arkadaşımla eşi birbirlerine çok yakışmışlardı. Allah mesut etsin. Gelinliğine bayıldım Mübişimin, ama en çok da o güler yüzüyle herkesi karşılamasına. Bildiğimiz asık suratlı gelinlerden değildi. :)
Pazar günü tatile gidiyoruz demiştim ya evet artık gerçekten gidiyoruz. :) Bende oturdum anneme kendi ellerimle bir çanta diktim hediye olarak. Fotosunu da çektim burada yayınlarım üşenmezsem, inşaallah beğenir canım annecim.
Bu arada en güzel haberlerden birini vermeyi unuttum ben ya. Arkadaşım Asunaz'la birlikte yeni bir blog açtık. http://www.derdinvarsa.blogspot.com/ Kafamızı bozan içimize dert olan ne varsa orada yazıp deşifre ediyoruz. Sizin de kafanızı bozan, dert edindiğiniz meseleler varsa içinizi döküp rahatlamaya davet ediyoruz. derdinvarsa@gmail.com adresine bir mail gönderirseniz hemen size bir kullanıcı izni verilecek ve sizde içinizi rahatça dökebileceksiniz. Hım hangi konular da mı yazıyoruz. Hiç belli olmuyor aslında, tepemizin neye atacağı, içimize neyin dert olup çörekleneceği. Çevre konularına da takığız, ulaşım sorunlarına da, TV'deki abukluklara da, halkımızın duyarsızlıklarına da. Yazacağız da ne olacak peki? Belki hiç bir şey içimizi dökmekten başka. Ama belkide çok şey, ortak sorunlarımız etrafında birleşip bir güç olunca. Biz bir adım attık sadece ve ilerliyoruz, bizim gibi düşünenleri de bu platforma bekliyoruz.
Etiketler:
haberler
| Tepkiler: |
Salı, Temmuz 14, 2009
Black mi White mı? Ne Farkeder!
Üzerinden epey geçti, hala da tartışmalar bitmedi. Michael Jacksonla birlikte 30'lu yaşlarını yaşayan bizlerin de bir parçası da onunla birlikte gitti sanki. Onun gidişiyle birlikte sanki daha bir yaşlandık. Öldüğü haberini haftanın ilk günü sabahı almış ve çok üzülmüştüm. Ardından yapılan onlarca haber, ortaya atılan onlarca dedikodu ve unutulmuş bir köşede tozlanmış albüm misali yeniden çalınan birbirinden hit parçalar... Kel ölür sırma saçlı olur misali...
80'lerde pop müziğinin zirve yaptığı dönemde Michael Jackson hem listelerin zirvesindeydi hem de bütün gençlerin gönlünde. Hatırlıyorum da abimin harçlıklarını biriktirerek aldığı kırmızı bir walkmende Black&White albümünü dinlemek en büyük keyifti bizim için. Kaset eskimişti resmen dinlerken. Hem parçalarıyla, hem sonradan ismini öğrendiğim moonwalk'ı, sıradışı kostümleri ve elbette o güne kadar benzerini görmediğimiz güzellikteki kareografik video klipleri hepsi muhteşemdi. Gerçi o zamanlar video klip izlemek de öyle sıradışı bir şeydi ki. İyi ki Pop Saati vardı. :)
Her şarkısının bir anısı var ufak tefek, ama bir zamanlar bütünüyle bir enerji patlaması yaratan şarkıların hepsi şimdi içimi acıtıyor. Hem ölümüne üzülüyorum hem de böyle acınası bir ölümle gittiğine. Umarım gittiği yer ışıklarla doludur, umarım haberlerde bahsedildiği gibi iman üzere bir ölüm olmuştur onunkisi. Umarım burada bütün ihtişamlı ve görkemli yaşamına inat bulamadığı huzurlu ve mutlu yaşamı orada bulur.
Bu arada Böcük'le birlikte pazar günü bir haftalık bir tatile çıkacağız. Bu kez istikamet köyümüz. Köy demek bizim için huzur demek, dinlenmek demek, hem ruhumuzun hem bedenimizin yeni tabirle detoksu demek. Köye gitmek fikri bile bizi b öyle mutlu ediyor birde gidebildik mi daha ne olsun.
Etiketler:
Biraz Müzik
| Tepkiler: |
Perşembe, Temmuz 09, 2009
Kıskanç Blogger
Sabah kolumu ütü yaparken yaktım, hala da yanıyor.
Hastanede sıramı beklerken daha selam bile vermeden dibime kadar gelip sürekli soru soran kadına gıcık oldum, sonra gıcık olduğum için de kendime gıcık oldum.
Dün akşam Böcük'le kış hazırlıklarına başladık. Bezelye, fasülye, bamya ve vişneler tam bir iş bölümü halinde ayıklandı, temizlendi ve yerlerini aldı dolapta. Her ne kadar her sebzeyi mevsiminde tüketmek gerektiğine inansam da sevdiğimiz sebzelerde bu kuralı bazen denebiliyoruz. Böcük erkeklerin genelinin aksine tam bir bamya hastası ve ben de fasülye. Haliyle kayırdık o sebzeleri. :)
Önceki akşam İtalya'dan ve Bosna'dan gelen arkadaşlarımla Dolmabahçe'de buluştuk. Çok güzel bir akşamdı. Yine klasik pozlarımızı vererek hatıra fotoğrafı çektirip, bol bol İtalya ve Bosna muhabbetleri yaptık. İtalya'da pizza ve makarnadan başka yenecek bir şey yokmuş, içleri kurumuş resmen. Bir çorbaya hasret kaldık diye dert yandılar. Her ne kadar beğenseler de İtalya'yı istanbul gibisi yok diyorlar. Bu arada Bosna'nın kızları hem çok güzelmiş hem de çok rahat giyiniyorlarmış. Mümkünse evli olanlar kışın gitsin gezmeye kıskançlık krizi yaşamak istemiyorlarsa diye tavsiyede bulundular. Ama kışın da çok soğukmuş bu noktada kararsız kaldılar mevsim konusunda. :)
Bu arada evde yaptığım mamaların habire fotoğraflarını çekiyorum bloğumda yayınlarım diye. Ama öyle üşeniyorum ki sonra bunları eklemeye. Yok ben hiçbir zaman tam tekmil bir blogger olamayacağım. Her şey yarım her şey eksik. Hele yemek bloglarını yapanlara nasıl imreniyorum anlatamam. Hımm çenem düştü benim yine. Şimdilik bu kadar olsun.
Hastanede sıramı beklerken daha selam bile vermeden dibime kadar gelip sürekli soru soran kadına gıcık oldum, sonra gıcık olduğum için de kendime gıcık oldum.
Dün akşam Böcük'le kış hazırlıklarına başladık. Bezelye, fasülye, bamya ve vişneler tam bir iş bölümü halinde ayıklandı, temizlendi ve yerlerini aldı dolapta. Her ne kadar her sebzeyi mevsiminde tüketmek gerektiğine inansam da sevdiğimiz sebzelerde bu kuralı bazen denebiliyoruz. Böcük erkeklerin genelinin aksine tam bir bamya hastası ve ben de fasülye. Haliyle kayırdık o sebzeleri. :)
Önceki akşam İtalya'dan ve Bosna'dan gelen arkadaşlarımla Dolmabahçe'de buluştuk. Çok güzel bir akşamdı. Yine klasik pozlarımızı vererek hatıra fotoğrafı çektirip, bol bol İtalya ve Bosna muhabbetleri yaptık. İtalya'da pizza ve makarnadan başka yenecek bir şey yokmuş, içleri kurumuş resmen. Bir çorbaya hasret kaldık diye dert yandılar. Her ne kadar beğenseler de İtalya'yı istanbul gibisi yok diyorlar. Bu arada Bosna'nın kızları hem çok güzelmiş hem de çok rahat giyiniyorlarmış. Mümkünse evli olanlar kışın gitsin gezmeye kıskançlık krizi yaşamak istemiyorlarsa diye tavsiyede bulundular. Ama kışın da çok soğukmuş bu noktada kararsız kaldılar mevsim konusunda. :)
Bu arada evde yaptığım mamaların habire fotoğraflarını çekiyorum bloğumda yayınlarım diye. Ama öyle üşeniyorum ki sonra bunları eklemeye. Yok ben hiçbir zaman tam tekmil bir blogger olamayacağım. Her şey yarım her şey eksik. Hele yemek bloglarını yapanlara nasıl imreniyorum anlatamam. Hımm çenem düştü benim yine. Şimdilik bu kadar olsun.
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Salı, Temmuz 07, 2009
Şaşkın Blogger
Pazar günü insanı resmen eriten bir sıcağın altında malum sınava gittim. Hiç çalışmamanın verdiği mahcupluk ve eziklikle sınav girişinde biraz kötü olsam da sınav öncesi yaşadığım küçük bir heyecanla bunu unuttum bile. Tam sınava girmek için kimlik ve sınav giriş kağıdımı çıkartmak için cüzdamına uzandım ki, o anda cüzdanımı az önce oturduğum bankta unuttuğumu farkettim. Dalgınlık mı sınav öncesi gerginlik mi, hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. Daha üç gün önce birlikte Çarşamba pazarına çıktığım arkadaşım cüzdanını yanımdayken çaldırınca şaşkınlığım tavan yapmışken kendim çalınmasına gerek bile kalmadan cüzdanımı bankta bırakıverdim. :) E Allah'ın sopası yok ki. Neyse hatırlamamla birlikte uçarcasına banka geri gittim ve çok şükür cüzdanım hala yerindeydi. Banka oturan şaşkın ve iyi kalpli insanlar da bir cüzdanıma bir bana bakıp hey allahın şaşkını dediler sanırım içlerinden. :)
Neyse sınav güzel geçti sanki. Sanki diyorum çünkü ben iyi geçti dememe rağmen yanlış cevap verdiğimi hatırladığım her sorudan sonra Böcük hani iyi geçmişti, bak yine bir yanlışın çıktı diyerek moralimi bozuyor. :( İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım kim haklı çıkacak?
Bu arada yine bir tatil molası verme planları yapıyoruz Böcük'le. Bende bir heyecan bir heyecan. Tabi buna en çok sevinenlerden birisi de tatil güzergahımıza aldığımız köyümüzde iyice canı sıkılan annem oldu.
Bu arada gecen cuma akşamı Böcük'le yine nostaljik bir seyahat yaptık kişisel tarihimize doğru. Pangaltı'dan Taksim'e yürürken İstanbul'un iyice tenhalaştığına tanık olduk, yol boyunca anılarımızı tazeledik. İstiklalde sevdiğimiz sokak çalgıcılarını dinledik yine, Galata'da çayımızı yudumlarken İstanbul aşkımızı yeniden ve bir kez daha itiraf ettik. Çok da güzeldi.
Neyse sınav güzel geçti sanki. Sanki diyorum çünkü ben iyi geçti dememe rağmen yanlış cevap verdiğimi hatırladığım her sorudan sonra Böcük hani iyi geçmişti, bak yine bir yanlışın çıktı diyerek moralimi bozuyor. :( İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım kim haklı çıkacak?
Bu arada yine bir tatil molası verme planları yapıyoruz Böcük'le. Bende bir heyecan bir heyecan. Tabi buna en çok sevinenlerden birisi de tatil güzergahımıza aldığımız köyümüzde iyice canı sıkılan annem oldu.
Bu arada gecen cuma akşamı Böcük'le yine nostaljik bir seyahat yaptık kişisel tarihimize doğru. Pangaltı'dan Taksim'e yürürken İstanbul'un iyice tenhalaştığına tanık olduk, yol boyunca anılarımızı tazeledik. İstiklalde sevdiğimiz sokak çalgıcılarını dinledik yine, Galata'da çayımızı yudumlarken İstanbul aşkımızı yeniden ve bir kez daha itiraf ettik. Çok da güzeldi.
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Cumartesi, Temmuz 04, 2009
Biraz Müzik
Son günlerde Feridun Düzağaç şarkılarına taktım. Deli şarkısını daha önce dinlememişim hiç hayret, dilime dolandı resmen. Ama klibiyle bir bütün olarak sevdiğim şu şarkının yeri bir başka. Hele klip o kadar şirin ki ve elbette çok hüzünlü... Şirin ve hüzünlü aynı cümlede nasıl oluyorsa artık.
Etiketler:
Biraz Müzik
| Tepkiler: |
Cuma, Temmuz 03, 2009
Güzel Böyle
Yine haftanın sonuna doğru, yine planlar, projeler... Ama benim bu haftasonu malesef hiç hazırlanamadığım bir sınavım var. Bıraktım mevlaya. Hakkımda hayırlıysa olsun diyorum. Yine de sınav sınav sonuçta.Bu arada tavla maceralarımız son hız devam ediyor Böcük'le, son günlerde arada bir yener bile oldum Böcük'ü. Ama buna bile öyle seviniyorki. Sanırım iyi bir öğretmenim diyerek gururlanıyor kendince. Dün akşam yine meyve ve dondurma molalarından kalan zamanda tavla oynadık durduk. Birinde mars ettim Böcük'ü, birinde yendim, tabi üçündede Böcük beni yendi. Ben yendiğim zaman bendeki sevinci göreceksiniz, havalara uçuyorum resmen ama Böcük yenince böyle bir sessiz sedasız, sakin. Dedim yendin işte beni neden sevinmiyorsun? "Yendiğim kişi sevgili eşim olunca pek tadı olmuyor" dedi canım benim.
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Çarşamba, Temmuz 01, 2009
Sabah, sabah
Yine hastane yollarında ben... İstanbul ağır, İstanbul nemli... Dudağımda ağır aksak bir umut şarkısı, çantamda suyum, sakızım, mendilim...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
