Şimdi anlatacaklarımın hepsi de gerçek, hiçbir abartı, saptırma ve yalan olmadan...
Malum yeni bir evde yeni bir hayata alışma sürecindeyiz. Evde bitmek bilmeyen eksikler ve halledilmesi gereken tonla iş var. Tabi bu süreç içinde kimi zaman büyük bir olgunlukla karşıladığımız, kimi zaman da kriz boyutuna varan sorunlar yaşadık. Aslında her evde olduğu kadardır belki de... Hepsine rağmen dün bir arkadaşım siz mutlumusunuz o evde olmaktan dedi önemli olan bu, evet dedim mutluyuz hem de çok. Yine de insanın olmasaydı dediği şeyler oluyor hayatta.
Örneğin evi beğenip almaya karar vermemizin ardından evi temizlemeye gittiğimiz pazar günü (evet evi Böcükle ikimiz temizlemek istedik, her yerine elimiz değsin istedik) yemek molası vermek için evden çıktığımızda geri döndüğümüzde belkide en çok bahçesindeki ağaçlarını çok sevdiğimiz için almaya karar verdiğimiz evin bahçesindeki ağaçların acımasızca, vahşice kesilmiş olduğunu gördük. Yani bir saat önce yerli yerinde olan ağaçları bir saat sonra boylu boyunca yerde yatıyor bulduk. Tam dört tane 10-15 yıllık akasya ağacı ve 10 kadar da gelişme çağında ağaçlar... Ve kestirdiği ağaçların dallarını fakirler için topladığını iddia eden bize göre zavallı kadının beyhude çabası. Neden ağaçları kestirdiniz diye sorabildik sadece balkondan, cevabı evim ışık almıyordu oldu sadece. Eşim hiç değilse bir haber verseydiniz dedi ama duyan kim. Meğer üsk kattaki kiralık dairenin İstanbul dışında oturan sahibesiymiş kendisi. Lakin ilginç olan ağaçların hiçbirisi onun dairesine ulaşmıyordu ve de dairede halihazırda oturupta o ağaçlardan rahatsız olan kimse de yoktu. Yaşadığımız şoktan çıkıpta üzülmemiz bile hayli zaman aldı. Kadınsa biz o şoku üzerimizden atana kadar çoktan sıvışıp kaçmıştı.
Hemen evi satın aldığımız aileyi aradı eşim, kadının kim olduğunu ve neden böyle bir şey yaptığını öğrenmek için. Öyle ya o apartmanda oturan 9 dairenin haberi bile yokken, bahçenin arka tarafından girip bütün ağaçları kökünden kesip yok etmenin mutlaka bir nedeni olmalıydı hiç değilse aklın mantıklı kabul edebileceği. Ama yoktu, çevre katili kadının yaptığı bu şeye kimsenin aklı yetmiyordu. Eski ev sahibemiz olan bayan, aynı şeyi yıllar önce o eve taşındığımızda bana da yapmıştı dedi. Ne apartmandakilerin ne de ev sahibinin soruşturduğumuzda buna verecek mantıklı bir açıklaması yoktu yani. Bize söyledikleri tek şey, çok psikopat bir kadındır, sakın bizi bu işe bulaştırmayın oldu. Ve benim dakikalarca süren ağlayışlarım, ağaçların köklerine bakıp bakıp kahroluşlarım... Çaresizdik, kesilen ağaçların yerine yenilerinin yetişmesi yıllar yıllar demekti. Bir ağacı yetiştirmek çok zor ama kesmek bir dakikaydı. Üstelik kadın ağaçları keserken kimseye danışmaya sormaya bile gerek görmemişti. Hayaller kurarak almaya karar verdiğimiz evin içine bile giremeden mutsuz olmuştuk. Sonra aklımıza İstanbul'da izinsiz ağaç kesilemediği bilgisi geldi ve hem polisi hem de Park ve Bahçeler Müdürlüğünü arayıp haber verdik. Tabi gelen polisler ve müdürlük çalışanları olaya resmen vicdansızlık dediler. Hele Park ve Bahçeler Müdürlüğündeki görevli, Biz istanbul'da iki ağaç dikeceğiz diye mahvoluyoruz, delinin birisi gelip ağaçları kökünden kesik gidiyor, bu ne sorumsuzluk dedi. Gelen polilerinde yorumu biz ağaç, yeşil görmek için kaç km, yapıyoruz yeri geliyor, insan bahçesindeki ağacı keser mi oldu. Keser mi, kesiyor işte kesmiş... Daha eve taşınmadan yaşadığımız bu talihsizlik bizde tam bir şok etkisi bıraktı. Şimdi şimdi ağaçlardan kalan boşluğa gözümüz alışıyor gibi ama içimizde açtığı derin yarayı ne tamir edebilir, o ağaçları geriye kim getirebilir ki?
Ağaçların şokunu üzerimizden henüz atmamışken bir yandan tapu bir yandan da taşınma işleriyle uğraşırken, yaşadığımız stresi ise anlatmaya sayfalar yetmez. Hele Böcük'ün tapu dairesi ile banka arasındaki koşturmacaları çok üzücüydü. Allah insanı devlet dairesine düşürmeye görsün, resmen sürünüyorsun. Çok şükür taşınma kısmı yani bizi en çok endişelendiren süreç ise çok kolay bir şekilde halloldu. İşi işinin ehli insanlara teslim etmenin rahatlığını sürdük şükür. Fakat taşınmamızın üzerinden iki gün geçmişti ki bu kez bizi başka bir kötü sürpriz bekliyordu. Taşınmamızın ilk iki günü sorunsuzca çalışan kombinin çalışmadığını farkettik üçüncü gün. Servisi aradık, iki gün boyunca süren sinir bozucu telefon konuşmalarının ardından ikinci günün sonunda akşam üzeri servis nihayet gelebildi. Tabi ev içinde ve dışında yapılacak tonla işimiz varken ve zaman bizim için çok değerli iken, kombi servisinin geleceğini söylediği saatte gelmeyip bizi evde esir ettiği sinir bozucu saatleri anmadan geçemeyeceğim. İkinci günün akşamında servis nihayet geldi ve kombinin ateşleme kartının bozuk olduğunu parça alınması gerektiğini söyledi. Birde gaz borusunun değişmesi gerektiğini ve onu da başka bir ustaya yaptırmamız gerektiğini. Sonraki günler ise bu minval üzere tam bir kara film tadında devam etti.
Tam bir haftadır evimize servis geliyor, usta gidiyor, mühendis bakıyor, çırak yapıyor tadında hemen her akşam mutlaka bu söylediklerimden birisi uğruyor, kombiye her seferinde yeni bir teşhis konuyor ve ama malesef kombi bir türlü tamir edilemiyor. En son haftasonu yeni bir kombi alma fikri ağır basmaya başladı. Çünkü tamire vereceğimiz para neredeyse yeni bir kombiye tekabül edecek bi gidişle. İşin ilginci mühendislik firmasından gelen elemanlar kombiyi tamir edemedikleri halde taktıkları parçalardan dolayı bizden para aldılar. Hazmedilir gibi bir durum değil. Günlerdir ev buz gibi, sıçak su yok ve ama biz kombi faturası kadar parayı kombiyi çalıştırmayan bir parçayla verdik bile. Son durum mühendis bey son bir kez daha deneyeceğini, sorunun kaynağını bulduğunu söyledi bize geçtiğmiz cumartes, en iyi ihtimalle bu akşam gelip bir kez daha bakacak ve eğer yine olmazsa, biz yarın yeni bir kombiye ve elbette montaj içinde ayrıca ciddi bir rakamı bayılacağız. Bütün bu sıkıntının ortasına adeta mum diken bu olayı Böcük bütünüyle nazara bağladı. Evet en bayta bizim kendi nazarımız değmiş olabilir. Halihazırda Böcük'ün öğrencilik günlerinden kalma elektrikli sobasıyla ısınıyoruz, şükür havalarda güzel...
Tabi bitti mi, hayır. Böcük dün iş için şehir dışına gitmişti. Ben de iş çıkışında eve gittim, planım oturma odamızdaki uzun gelen perdenin eteğinden biraz kesip ayarladığım perdemizi dikip yerine takmak. Bu sırada da Böcük'ü beklemek. Eve gidip üstümü değiştirmek için yatak odasına geçip ışığı açtım. Açmamla birlikte ağır ağır bir koku ve isli bir dumanın odayı kaplaması bir oldu. Yatak odasına taktığımız avizenin üst kısmındaki plastik eriyerek ampulü kaplamıştı ve avizenin patlaması an meseleydi, tabi hemen kapattım ışığı ve bir kez daha iş ahlakından uzak bize evlenirken bu avizeleri satan Şişhanedeki malum avizeciye saydım... Çünkü oradan aldığımız ve eski oturduğumuz evin salonunda kullandığımız aveizeler de aynı bu şekilde bozulmuş hatta bir tanesi biz evde yokken olduğu için avizeyi de patlatmış ve Allahtan biz avizeye yakınken olmadığı için bir felakete maruz kalmamıştık. Tabi aynı tehlikenin bir yangına sebep olmayacağını da kimse söyleyemez. 5 kuruşluk malzeme harcamamak için üç kuruş malzeme ile yaptıkları ürünler böyle insan hayatını tehlikeye atabiliyor işte. O avizeciye verdiğimiz para helal olmasın diyorum. Çünkü benzer bir kandırmacayı Asunaz'a da yapmış oradaki esnaf ve daha dün de bunun muhabbetini yapmıştık onunla. Bütün bu olumsuzlukların arasında, nasılım peki, nasıl ruh halim derseniz, iyiyim, iyiyiz derim....
Böyle işte, yeni evimizde ağaçlarımız kesildi, kombimiz hala bozuk ve dün de avizemiz yandı. Rabbim can yakan kazalardan belalardan uzak tutsun herkesi.
Salı, Kasım 24, 2009
Perşembe, Kasım 19, 2009
Tatlı Anılar, Taze Umutlar
Bu fotoğraf artık hatıralarda kaldı. Böcükle dolu dolu tam 6 yılımızı geçirip, yüzlerce acı tatlı hatıralar biriktirdiğimiz, şehrin göbeğinde, kutu gibi ama sıcak, komşuları kendinden daha güzel, hayatımızdaki ilkleri yaşadığımız, bizim için çon anlamlar taşıyan ilk yuvamızdan ayrıldık. Şimdi ikinci ama bize ait ilk yuvamızda yeni umutlarla, yeni hayallerle, yeni yeni planlar programlarla ısınmaya çalışıyoruz ona. Aslında eve dair her yaptığımız yenilik bizim kendimizi oraya ait hisetmek için attığımız bir adım. Ne kadar dönüştürürsek evi elimizle biz daha bir ait olacağız sanki oraya. Bu kareyi çekerken şimdi olduğum noktadan haberdar bile değildim. Oysa şimdi bambaşka bir yerdeyim ve ilk yuvamız artık bizden çok uzakta. Kimbilir şimdi yeniden kimlere kucak açacak, kimlerin sırdaşı olacak. Biz onu çok sevmiştik, bütün olumsuz taraflarına karşın çok sevmiştik. Ama bize ait bir yuva olarak daha farklı hayaller kurmuştuk. Şükür hayallerimizdeki gibi bir yuvaya kavuştuk. Şimdi vakit ait olduğumuz yeri bize ait kılma vakti. Umarım bize sağlık, huzur, bereket ve yeni umutlar taşır evimiz. Bıraktığımız yerdeki dostların yerini hiçbirşey tutamayacak belki, tek tesellimiz ise onların bize bizi bırakmayaçaklarına dair verdikleri sözler... Birde tabi yeni yuvamıza taşındığımızın ikinci günü üst komşudan dumanı üzerinde tüten bir tabak dolmanın içimizde yeşerttiği taze umutlar...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Çarşamba, Kasım 18, 2009
Ev Yorgunu!
Günler ağır aksak geçiyor. Jet hızıyla evi aldıktan sonra jet hızıyla resmi işlemleri de tamamlayıp taşındık bile. Her şey o kadar ani ve hızlı idi ki, yeni muhite yeni eve alışmaya bile zaman kalmadı... Geçtiğimiz hafta bir haftalık izin aldık Böcükle. Geçen salıdan düne kadar, hayatımız hep koliler ve paketler arasında geçti. Hayatımda hiç yapmadığım kadar temizlik yaptım, çamaşır suyu ve temizlik malzemeleri adeta elim kolum oldu bu süreçte.
Her açılan koliden, yerleşen köşeden sonra yeniden ve yeniden silinen yerler, toplanan çerçöp... Tapu işlemleri ve taşınma aynı güne denk gelince Böcükle feleğini şaşırmış haldeki koşturmacamız. Çok şükür hepsi geçti gitti. Kazasız belasız ve hasarsız evimizi taşıyan Cihan Nakliyat çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bütün korkularımın yersiz olduğunu bana kanıtladıkları, 6 kişilik ekipleriyle sadece birkaç saate sığdırdıkları toplama, taşıma ve yerleştirme işleri takdire şayandı gerçekten. Elbette mobilya ve beyaz eşyanın yerleşmesi işin büyük kısmı olsa da, asıl evi ev yapan kenar köşe kısmı bize kalıyordu. 5 günlük yüksek tempolu bir işçilikle bunun da üstesinden geldik şükür. Evde eksikler aldı başını gidiyor elbette. Küçücük kutu gibi bir evden normal bir eve geçince insanın ne kadar ihtiyacı doğabilirse o kadar doğdu bizimde.
Ama salona perde için ayırdığımız pbütçemizi kombiye bayılınca bize de bir fenalık gelmedi değil. Eve taşındığımızın üçüncü gününde bozulan kombi bize kötü bir sürpriz yaptı zira. Böcükle hiç tasa etmedik nazar boncuğu olsun dedik geçtik. Kombi işini tamamen hallettiğimizde evin diğer eksiklerine geçmeyi planlıyoruz elbette imkanımız elverdiği ölçüde. Malum artık büyük bir borç yükünün altına girmiş bulunuyoruz ve harcamalarımızı da buna göre planlamamız gerekiyor.
Bu arada aynı kıtada uzun yıllar yaşayıp işe gidip geldikten sonra her gün iki yaka arasında gidip gelmek ufak çaplı bir şok yapmadı değil bizde. Önceden oturduğum yerle şimdi oturduğum yer arasında işe gidip gelme süresi bakımından tam yarım saat daha fazla yol katedeceğim. Ama sevdiğim bir muhit ve kendi evim olunca şimdilik bu yarım saat gözüme görünmüyor doğrusu. Umarım uzun vadede de bu fikrim değişmez. İş yerinden servis sorunumu da çözdüm ve bu sabah itibariyle servis kullanıyorum. Bu da bir avantaj elbette benim için. Böcükse görece daha şanslı bana göre, çünkü evimize benden daha yakın. Gerçi o da toplu taşımı kullanmak sorunda, bu anlamda eskiye göre pek bir değişiklik olmadı ikimiz içinde muhit dışında.
Oradan buradan ortaya karışık bir yazı oldu bu, tıpkı zihnim gibi darmadağınık. İlerleyen zamanlarda yorgunluğuma ve tembelliğime yenilmezsem bütün detaylarıyla yazmaya çalışacağım hepsini. Şimdilik bana müsade, yapılacak çok iş var hala zira...
Her açılan koliden, yerleşen köşeden sonra yeniden ve yeniden silinen yerler, toplanan çerçöp... Tapu işlemleri ve taşınma aynı güne denk gelince Böcükle feleğini şaşırmış haldeki koşturmacamız. Çok şükür hepsi geçti gitti. Kazasız belasız ve hasarsız evimizi taşıyan Cihan Nakliyat çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bütün korkularımın yersiz olduğunu bana kanıtladıkları, 6 kişilik ekipleriyle sadece birkaç saate sığdırdıkları toplama, taşıma ve yerleştirme işleri takdire şayandı gerçekten. Elbette mobilya ve beyaz eşyanın yerleşmesi işin büyük kısmı olsa da, asıl evi ev yapan kenar köşe kısmı bize kalıyordu. 5 günlük yüksek tempolu bir işçilikle bunun da üstesinden geldik şükür. Evde eksikler aldı başını gidiyor elbette. Küçücük kutu gibi bir evden normal bir eve geçince insanın ne kadar ihtiyacı doğabilirse o kadar doğdu bizimde.
Ama salona perde için ayırdığımız pbütçemizi kombiye bayılınca bize de bir fenalık gelmedi değil. Eve taşındığımızın üçüncü gününde bozulan kombi bize kötü bir sürpriz yaptı zira. Böcükle hiç tasa etmedik nazar boncuğu olsun dedik geçtik. Kombi işini tamamen hallettiğimizde evin diğer eksiklerine geçmeyi planlıyoruz elbette imkanımız elverdiği ölçüde. Malum artık büyük bir borç yükünün altına girmiş bulunuyoruz ve harcamalarımızı da buna göre planlamamız gerekiyor.
Bu arada aynı kıtada uzun yıllar yaşayıp işe gidip geldikten sonra her gün iki yaka arasında gidip gelmek ufak çaplı bir şok yapmadı değil bizde. Önceden oturduğum yerle şimdi oturduğum yer arasında işe gidip gelme süresi bakımından tam yarım saat daha fazla yol katedeceğim. Ama sevdiğim bir muhit ve kendi evim olunca şimdilik bu yarım saat gözüme görünmüyor doğrusu. Umarım uzun vadede de bu fikrim değişmez. İş yerinden servis sorunumu da çözdüm ve bu sabah itibariyle servis kullanıyorum. Bu da bir avantaj elbette benim için. Böcükse görece daha şanslı bana göre, çünkü evimize benden daha yakın. Gerçi o da toplu taşımı kullanmak sorunda, bu anlamda eskiye göre pek bir değişiklik olmadı ikimiz içinde muhit dışında.
Oradan buradan ortaya karışık bir yazı oldu bu, tıpkı zihnim gibi darmadağınık. İlerleyen zamanlarda yorgunluğuma ve tembelliğime yenilmezsem bütün detaylarıyla yazmaya çalışacağım hepsini. Şimdilik bana müsade, yapılacak çok iş var hala zira...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Cumartesi, Kasım 07, 2009
Cumartesi Cumartesi
Cumartesi işe gelmek zor. Fekat bu sabah zihnimde dolaşıp duran tilkiler erken uyanınca beni de uyku tutmadı. Cumartesinin köründe ayaktaydım. Kalktım balkondaki çiçeklerimizi suladım. Nazlı nazlı tomurcuklanmalarını gördüm ve mutlu oldum. Güneş hafiften balkona ve salona sızıyordu, güneşi gördüm mutlu oldum. Sonra hazırlandım, Böcük'e veda edip yola koyuldum. O benden daha geç gidiyor cumartesilere işe. Tamamen keyfi bir durum. Sonuna kadar hak veriyorum. :)
Yol üzerimde caminin bahçesinden geçerken bir grup kalabalık görüyorum ve yavru bir kedinin miyavlamasını duyuyorum. Sonra farkediyorumki herkes ağacın en ucunda mahzur kalan yavru kediye bakıyor. Kedi habire miyavlayarak yardım istiyor. Durumun vehametini artıran şey ise kedinin zar zor tutunduğu incecik çam dalının hemen yanındaki dala da bir karga konmuş kediyi korkutuyor. Kuş ona doğru seyirttikçe kedi daha bir keskin sesle miyavlıyordu. Bir süre durup izledim nasıl kurtarılabilir diye düşündüm. Fakat orada yaşça daha tecrübeli olan herkes kedi yere atlamalı başka türlüsü olmaz, düşsede dört ayağının üzerine düşer diye karara bağlayınca konuyu ben de servisime binmek üzere oradan ayrıldım. Ama zavallı kedinin miyavlamaları kulağımda hala, umarım sağ salim kurtulmuştur yaramaz kedicik.
İnşaallah eve dair her şey pazartesi netleşmiş olur ve rahat bir nefes alırız. Hakkımızda hayırlısı...
Yol üzerimde caminin bahçesinden geçerken bir grup kalabalık görüyorum ve yavru bir kedinin miyavlamasını duyuyorum. Sonra farkediyorumki herkes ağacın en ucunda mahzur kalan yavru kediye bakıyor. Kedi habire miyavlayarak yardım istiyor. Durumun vehametini artıran şey ise kedinin zar zor tutunduğu incecik çam dalının hemen yanındaki dala da bir karga konmuş kediyi korkutuyor. Kuş ona doğru seyirttikçe kedi daha bir keskin sesle miyavlıyordu. Bir süre durup izledim nasıl kurtarılabilir diye düşündüm. Fakat orada yaşça daha tecrübeli olan herkes kedi yere atlamalı başka türlüsü olmaz, düşsede dört ayağının üzerine düşer diye karara bağlayınca konuyu ben de servisime binmek üzere oradan ayrıldım. Ama zavallı kedinin miyavlamaları kulağımda hala, umarım sağ salim kurtulmuştur yaramaz kedicik.
İnşaallah eve dair her şey pazartesi netleşmiş olur ve rahat bir nefes alırız. Hakkımızda hayırlısı...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Perşembe, Kasım 05, 2009
Biraz Daha Sabır!
Garip duygular içinde, garip bir ruh halindeyim. Şu son bir hafta o kadar zor ve ağır geçti ki bizim için. Ev bakmaya gittiğimizden beri bir koşturmacadır gidiyor. Hem mutlu, hem şaşkın hemde hüzünlüyüm. Aynı duyguları birarada yaşamak çok ilginç. Eve karar verdik ve gerekli girişimleri de yaptık. Daha doğrusu Böcük belgeydi, hesaptı kitaptı derken baya bir yıprandı. Bu işin o kadar çok angaryası varmış ki insan içine girince anlıyor ancak. Şimdi herşey tamam, geriye sadece bankadan gelecek bir güzel haber kaldı. O da olursa inşaallah bu pazar ya da en geç Pazartesi yeni evimizde olmuş olacağız. Biraz apar topar olacak ama kaldığımız evi de boşatmamız gerekiyor en kısa zamanda ve zaten gideceğimiz evde de öyle acil yapılacak bir tadilat işi yok şansımıza. Oldukça masrafsız ve sorunsuz bir ev. En çok sevindiren kısmı da evin çok içimize sinmiş olması ve elbette oturacağım muhitin de. Baştan beri aslında herşey beklediğimizden çok daha kolay ve yolunca gidiyor ama benim içimde yinede bir korku var, o evi alamayacağız diye, O nedenle de bankadan gelecek son haber benim için çok önemli... Herkesten dua bekliyorum.
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
