Pazartesi, Ağustos 09, 2010

Tarçından yola çıkarak fıstıklı kurabiye....

Az önce iş yerinde öğle yemeğinde sütlaç vardı ama sütlacı yanlışlıkla tarçına buladığım için yiyemedim. Derken taa lise yıllarıma gittim. Anılar geldi ardından bir bir. Lise'de henüz mutfak maceralarımın başındayken arkadaşımla birlikte yaşadığımız güzel bir anım aklıma geldi. Sanırım lise bir ya da ikiydi. Tarçınlı bir kek yapmıştım ve okula götürmüştüm büyük bir gururla arkadaşımın da fikrini almak için. İşin daha doğrusu ona hava atmak için de olabilir. :)
Tabi o da çok beğendi kekimi ve benden tarifini istedi, ben de büyük bir gururla verdim. Tarifte bir çay kaşığı tarçın olacağı da yazılıydı. Bir iki hafta sonra arkadaşım beni haftasonu evine davet etti ve ben de gittim. Sıra çay faslına gelince bana yaptığı kekten ikram etti, birazda benim kekime karşılık yapılmış bir hareketti bu alttan alta. Fakat kekten bir yudum almamla ağzımı bir acının kaplaması saniyeler sürdü. Sen dedim bu keke ne koydun çok acı olmuş. Zaten üzgün olduğu bir gerçeği yüzüne vurmanın verdiği eziklikle aynı senin verdiğin tarifi göre yaptım ama olmadı bir şeyi eksik ya da fazla koydum sanırım dedi. Sonra birlikte tarifi tekrar elden geçirdik ve benim bir çay kaşığı tarçın cümlemi onun bir çay bardağı tarçın olarak not aldığını farkettik. Benim ağzımdaki acıya reğmen yaşadığım mutluluğu tahmin edersiniz, gençlik işte, küçük başarılar ya da başarısızlıklar nasıl gözümüzde büyürdü o zamanlar... Sanırdık dünyayı yeniden keşfettik ya da kıyameti biz kopardık. Ama öyle değil işte yıllar öğretir bize bunu sadece... Direk çöpü boylayacak bir kek macerası eninde sonunda oysa...

Bir keresinde de nişastalı papatya kurabiye yapma deneyimim vardı fiyaskoyla sonuçlanan. Erkek kardeşimle bütün bir akşam boyu sade ve kakaolu toplar yapmıştık ve papatya şekli vermiştik nişastalı kurabiye hamuruyla. O kadar yorucu bir sürecin sonunda kurabiyeleri tepsiye dizmiş ve fırına vermiştik. (Cidden hamuru yapmak ve şekil vermek bizi çok yormuştu.) Fakat aradan beş dakika bile geçmeden fırında gördügümüz manzara oldukça trajikti. Saatler boyunca yuvarlamaya uğraştığımız kurabiye topları yayılmış ve tepsinin tabanına dümdüz oturmuştu ve ortalarında kakaolu toplar sadece bir renk olarak kalakalmıştı. Onca emeğe mi yansaydım yoksa başarısız olmanın verdiği utanca mı. O gün bugündür nişastalı herşey beni korkutur, zaten o kurabiyeden bir daha da denemedim yanlış hatırlamıyorsam. Böylece erkek kardeşimle ilk ve tek kurabiye maceramızda fiyaskoyla sona ermişti... İşin kötüsü o akşam bir aile ziyaretini de kaçırmıştık illaki evde kalıp kurabiye yapacağız derken. Artık o ne hamaratlık aşkıysa... :)

Söz kekten kurabiyeden açılmışken uzun zamandır paylaşmayı istediğim bir kurabiye tarifim var. Yaptığım zaman fotoğrafını çekmiş ama bir türlü siteye ekleyememiştim. Tarif tamamen doğaçlama olduğu için  bir ismi de yok  tarifin ama ben ona ağızda dağılan fıstık ezmeli kurabiye diyorum. :) Evet aynen okuduğunuz gibi tarif de ismin de gizli aslında. Evde kendi yaptığım fıstık ezmesine, tereyağı ve un karışımını azar azar ekleyerek belli bir kıvama gelmesini sağladım sonra da şekil verip yağlı kağıt serili tepsiye dizerek fırında pişirdim. Şeker katmadım ve sadece fıstık ezmesinin şekeriyle yetindim doğruda yapmışım, tadı ne az ne de çok oldu. Hafif, ağızda eriyen harika bir kurabiye oldu. Yalnız burada fıstık ezmesi tarifi de vermek gerekiyor sanırım. İşte o da tuzsuz yer fıstıklarının ayıklanıp çok az zeytinyağı ve pudra şekeriyle robottan iyice çekilmesiyle elde edilmiştir efendim. Gördüğünüz gibi tariflerde bir ölçü yok hiç. Çünkü bütün bunları yaparken tarifi vermek isteyeceğim bir tarif ortaya çıkabileceğini hesap edememiştim. Alın size işte öngürüsüz bir acemi blogçu ... Yine de korkmayın deneyin derim müthiş bir lezzet, garanti veririm...

3 yorum:

serenity dedi ki...

kek ve kurabiye kısmına çok güldüm :) çocukluk işte, nelere meraklıydık o zamanlar :)
şimdi ben bu kurabiyeyi de yapmaya korkarım, hani ölçü yok ya 1 çay fincanı koyarsam diye :)) takılıyorum tabi.. :)

arzu dedi ki...

Dolabimda tiramisu olmasaydi,tatli olarak yapabilirdim bugun, yazdiklarini okurken agizda dagilmasini hissettim,inanilmaz:)artik Ramazan'da iftardan sonraki cay saatine insaallah:P

Güneşligünler dedi ki...

Haklısın Serenity, ama cesaret etmezsek hiçbir şeyi başaramayız ki. :))

Arzucum şiddetle tavsiye ederim.