Salı, Eylül 28, 2010

Ne yiyorsak Oyuz

Sevgili bilog, biliyorum seni çok ihmal ettim ama hiç yazasım yok gerçekten de. Bir bayramı bitirir bitirmez öbürüne odaklanmış ve iple çeker durumdayım. Bana göre bayram demek köy demek, anne baba sevgisi demek çünkü. Bu söylediğimi her gün anne babasını görme şansı olanlar bilemez elbet.  Haliyle özlem bitmiyor...

Şu aralar iş yeri inanılmaz yoğun ve hayatımızda ondan aşağı kalır hızda değil. Böcük  nihayetinde iş değişikliğinden vazgeçti ve bu yetmiyor gibi birde artık daha yoğun mesaide çalışıyor. Bu hem iyi hem kötü, semerelerini uzun vadede alır inşaallah.

Şu aralar bizi en çok yoran şey ise İstanbul trafiği. Okulların  açılmasıyla iyice keşmekeşe dönen trafiğe  ne yapmalı da çareler üretmeli. Biz kendimizde bir çözüm bulduk gibi ama çok zor bir karar. Yeniden Avrupa yakasına taşınmalı mıyız yoksa taşınmamalı mıyız? Artıları ve eksileri etrafında düşünüp duruyoruz. Şimdilik düşünce aşamasındayız nihayetinde belki hep de öyle kalır.

Son olarak çoook ünlü bir salça ve konserve fabrikasında çalışan  kuzenim uyardı, kesinlikle hazır domates salçası, biber salçası ve konserve türevi hazır ürünleri kullanmayın diye.  Büyük şehirde  yaşayanlar olarak aç mı kalalım diye takıldım aç kal yine de yeme oldu cevabı. Bu durumda pamuk eller yine köy pazarlarına  ve ev yapımı ürünlere gidecek gibi görünüyo. Bir tarafı köye uzananlar bu noktada çok şanslı.  Evet Fikir Sahibi Damaklar'ın çalışmalarını yürekten alkışlamak için bir sebep daha işte. Ne yiyorsak oyuz...

6 yorum:

e. t. dedi ki...

aaaa Güneşlü Günler bu duydukların inan hiç hoşuma gitmedi :( (kimin gider ki !!! )
konserveler bu derece diyorsun yani.
Aslında hep b,iliyoruz ve söylüyoruz zararlı olduklarını da....
Bizzat işin içinden birinden söylenince nedense daha ürkütücü geldi.
Trafik konusunda da huzur bulduğunuz yerde olun inşallah.
(siz burayı yeni alıp taşınmıştınız değil mi? yoksa ben mi karıştırıyorum :) )
sevgiler.
Esma

minimalist dedi ki...

onu yeme, bunu yeme benden bundan sıkıldım artık sevgili güneşligünler. Köy salçasını nereden bulacağım; oturup kendimde yapamadığıma göre...Geçen de bir süt markası için arkadaşım aynı şeyi söyledi eeee yıllardır o sütü içiyoruz ne olacak şimdi.. neyse boşverrrr taşınma durumunuzda inşallah en kısa sürede netleşir.

sevgiler.

Koyubeyaz dedi ki...

artık bu onu yemeyin bunu yemeyin davasından kafayı yiciiimmm haberiniz olsun. yahu beni geç ben bir damlacık cocuga ne yedirecegim? artık yeminle sadece su ile beslemeyi dusunuyorum ki kaldiki suların harika oldugunu dusunmuyorum bile caresizlige bak...

Güneşligünler dedi ki...

EVet e.t. malesef durum kötü, çareler üretmek yeniden geleneksel üretimlere geri dönmek lazım sanki. Haklısın yeni taşınmıştık biz Anadolu yakasına ama işler pek de beklediğimiz gibi ilerlemedi malesef, trafik yoğun ve geç mesaide iyice sorun yumağına dönüştü bizde.

Güneşligünler dedi ki...

Minimalist haklısın çok can sıkıcı kesinlikle. Ama en azından temel tüketim gıdaları konusunda biraz çaba vermek gerekiyor sanırım. Kendimiz üretemesek bile bildik tanıdık çevreler üzerinden giderek doğal gıdalara ulaşmak çok da zor olmasa gerek. Bu bizzat bizimle ilgili bir konu ne de olsa...

Güneşligünler dedi ki...

Koyubeyaz salçayı köyden getirtip, turşuyu kendimiz kuracağız, sonra ateş pahası organik pazarlardan alışveriş yapıp hepsinden gıdım gıdım tüketeceğiz. Çok zor, çok zor. Önce fabrikasyon ürünleri matah bir şeymiş gibi soktuk evlerimize, ne yediğimizi unuttuk daha evvel, şimdide ne yapacağımızı şaşmış halde kalakaldık ortada. Malesef su bile böyle. İşleniş şeklinden, ne zaman şişelendiğine kadar bidolu soru işareti var. Çocuklu olmak biraz daha ağır bir sorumluluk. Çok üzgünüm...