Çarşamba, Ekim 13, 2010

Karışık Kafa İyidir...

Hangi birisinden başlamak gerek bilmiyorum ki. Bir taraf alabildiğine üşengeç ve aamaaaannn dünyayı sen mi kurtaracaksın be seloo kıvamında, bir taraf neredeyse taş devri çağında yaşasaymışız keşke kıvamında. Yetkili merciler ise kulaklarını tıkamış durumda. Taş devrinden asırlarca uzak modern bir hayatta da insan gibi beslenip, insan gibi tüketip, insan gibi yaşamak mümkün olamaz mı oysa? Neden kendi elleriyle kendi sonunu hazırlama konusunda bu kadar hevesli insanoğlu. Gerekçe basit, söylemesi kolay; artan insan neslinin  ihtiyaçlarını karşılamak için üretimin de arttırılması gerekli.

Onun için GDO'lu gıdalara ağırlık verilmeli, melaminli süt tozundan sütler, yoğurtlar, peynirler yapılmalı, hormonla sebzeler hemencecik ve büyük büyük yetiştirilmeli, denizlerdeki zenginlik hemencecik faydaya dönüştürülmeli, varolan yeraltı kaynakları bir gram bile zayii! edilmeden çıkarılıp kullanılmalı, tavuklar çabuk çabuk büyümeli, yumurtalar çifter çifter gelmeli, et üretimi yetersizse ithal edilmeli vs... Mesafeler kısaldıkça, daha küresel bir dünya oldukça daha da çok birbirine benzeyen insan geleneksel yöntemlerden alışkanlıklardan da giderek uzaklaşıyor... Artık bir arkadaşım eve neredeyse hiç normal patates almadığını söylüyordu geçenlerde. Kızartacaksam hazır doğranmışı var, kroket desen o da var, püre yapacaksam o da hazır. Neden vaktimi onlara harcayayım ki diyordu. Kendimi bir anlığına çok demode hissettim. Öyle ya neden vaktini harcayacaktın ki, peki arta kalan o değerli vaktimde başka ne yapıyordum ki bilimsel yeni buluşlar mı elde ediyordum. Yok,  o da değil.

Oysa anneciğimin köyde hala vaktinin büyük kısmı yazın sebze, meyve, ekmek, dikmek, toplamakla geçiyordu, sonbaharı ise kış için reçel, turşu, tarhana yapmakla. Üstelikte bütün bu uğraşına rağmen benden daha dinç ve benden daha mutlu. E peki ben ne yapıyordum bütün o zamanlar boyunca: hiççççç.

Sorular, sorular, sorular. Ardı arkası kesilmeyen sorular. Her şeyi yemeyeceğiz tamam buna karşılık, sağlıklı besleneceğiz, her şeyin en organiğini yiyeceğiz. Her şeyin o en sağlıklı en organik ve en pahalısını almak içinse daha çok çalışacağız zira organik deyince her şeyin ateş pahası olduğu aşikar. Hoş bugünlerde bildiğin domates de markette 4 -5 liradan satılır oldu, gerekçe domates kalmamışmış tarlalarda, aha işte yine o kısır döngü, daha çok insan için daha çok üretim gerekli, bak yeterince yetiştirmeyince fiyatlarda artıyor. Az olan değerli olan pahalı, çok olan ise ucuz amaa...

Yani bir şey hem bol hem sağlıklı hem de ucuz olamaz mı aynı anda...  Ya da tüketim alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirsek tümden. Peki eti ithal etmek, süt için süt tozu ithal etmek yerine,  yerli üreticiler desteklense, bir zamanlar tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişimizin oranları hesaplanırken ve bununla da gelişiyoruz diye öğünürken tarım politikalarımızdaki yanlışları, bir gün bizi eti bile ithal eden ülke durumuna düşüreceğini hesap edemezmiydik. Gelişmiş ama aç, gelişmiş ama her şeyin sunnisini tüketen bir millet olmak çok matah bir şey midir ayrıca. Peki herbirimizin hayatlarıyla birebir ilgili olan bu tüketim kararlarında neden  halkın görüşleri hiçe sayılıyor. Sosyal devlet anlayışı sen düşünme halkım ben senin yerine düşünür karar veririm mi demektir.
Fikir Sahibi Damaklar beni  ve birçok insanı rahatsız etmeye devam ediyor düşünceleri ve çabalarıyla. Ama bu rahatsızlık güzel bir rahatsızlık. Güzel olana yönlendiren, tetikleyen bir rahatsızlık. Umarım bu rahatsız ediş giderek artar ve daha geniş kitleleri de rahatsız eder. O geniş kitleler de karar mercilerini giderek daha fazla rahatsız eder ve o dönüşsüz yola girmeden önce insan gibi yaşamanın da mümkün olduğunu gösterebiliriz dünyaya... Umarım...

6 yorum:

Haydins dedi ki...

Sağlıklı beslenme iyi gidiyor..Bu hafta hep et vardı öğünlerimde biraz sıktı tabi..desteğe ihtiacın old. yaz bana ben sana gaz veririm , yeme derim , dur derim , hişt derim pişt derim..

Güneşligünler dedi ki...

Haydins tı tı tı, doktor da bu et pahalılığında niye o kadar et yazmışki ya... Şaka bir yana ben de çok sevmiyorum et yemeyi. Tamam sen de bana hişt pişt vs...Ama kocam sürekli sabote ediyor beni ya.. Özellikle de akşam yemeklerinde. Bakalım nereye varacak bunun sonu.

sirinanne dedi ki...

Organik almaya çalışıyoruz da. Onların da ne kadar organik olduğundan şüphe ediyor insan bazen.
Boşuna mı o kadar para veriyoruz diye düşünüyor.

Dilsuhan dedi ki...

Düşüncelerinize aynen katılıyorum ne diyeyim. Hafta sonu ilk kez yoğurdumu kendim yaptım ve oldu. Salgıladığım mutluluk hormonunu marketten alamam değil mi? En azından şimdilik yok!Kalemine ve/veya klavyene sağlık :)

Tijen dedi ki...

Ben de güzel, doğru ve adil bir dünya istiyorum ama...

Güneşligünler dedi ki...

Şirinanne çok haklısın... O konuda ayrı bir tartışma konusu.

Dilsuhan çok teşekkürler. Tebrik ederim seni, benim ilk denemem hüsranla sonuçlanmıştı.

Tijen abla ümitleri tüketmemek gerek yine de.