Çamlıca'dan işte böyle görünüyordu Boğaz Pazar günü. Esen sert rüzgara rağmen fotoğrafçılık aşkına ve çocukluk anılarıma sığınarak oradaydım. Burası giderek bir fotobloğa dönüşüyor ama şikayetçi olan var mı? Benim sayfalarca anlatamadığımı bazen bir kare anlatıyor diye düşünüyorum. Abidin Dino'nun mutluk tablosunda da olduğu gibi... Pazar günüm baştan sona mutluluk doluydu benim için. Dostlara yapılan yoğun baskılar sonrasında edilen harika bir kahvaltı sonrası Çamlıca'daydık. Gören sanır bizi sanki Evereste tırmanıyor. Öyle teçhizatlıydık yani. Ama o karda buzda Çamlıca'ya tırmanmak da az şey değildi. Şükür ki dostlarım ve Böcük beni kırmadılar. Sonunda da kimse pişman olmadı gördüğümüz güzelliklerden sonra. Günün sonunda içilen sıcacık bir salep hem içimizi ısıttı hem de çocukluk anılarımızı tazeledi.



















Cumartesi temizlik ve aşure ile geçti. Çok şükür aşure yapabilme şansını elde edebildim bu sene de. Aşure ayında aşure yapmamak olmazdı. Her geçen yıl daha bir tecrübe kazanır oldum. Bu sene çok daha cesaretliydim yaparken ve sonuçta başarılı. Yakında yemek bloğu açarsam şaşırmayın çünkü bu aralar bütün zamanlarım misafir ağırlayarak ve de mutfakta geçtiği için bol bol yemek fotoğrafı çeker oldum. Aşure haricinde bu aralar bizde pişenler... Sırf görsel zenginlik olsun diye. :) Soldan sağa doğru sayarsam (asker fotolarındaki tarifler gibi) birinci brokoli salatası, ikincisi kısır, orta soldaki kıymalı ve peynirli doldurulmuş börek, onun yanındaki kıtır hamurlu elmalı kek, altta yenmeye hazır bir tabak ve son olarak da önce ocakta pişip daha sonra fırında kızartılan kabak tatlısı. Bu arada kabak tatlısını kesinlikle böyle paymanızı öneririm. Üzerine birde tahin döktünüz mü, of ağızlara layık... Malesef ilk denemem olan ayva tatlımı çekmeyi unutmuşum ama ilk deneme olarak o da fena değildi. 

