Çarşamba, Mart 31, 2010
Nezle, Bere, Huy vs...
Dün bloğumda ondan bahsetmemişim diye Böcük bana epey bir sitem etti. Dün zaten pek kendimde değildim annemi yolcu etmiş olmanın hüznü ve şaşkınlığı vardı üzerimde, yazsaydım da en fazla Böcük nezle oldu, bugün işe bile gidemedi, evde yatıyor ve dinleniyor diyecektim.
Ama bugün öyle mi, oooo yazacak öyle çok şey var ki. Bir kere dün Böcük evde hasta yatıyor olmasına rağmen çok mutluydu, çünkü evde bir gün geçirmek ona çok iyi gelmiş. Bedenen hasta bile olsa ruhen kendini dinlenmiş hissetmiş. Balkonda güneşin tadını çıkartıp, basketbol oynayan çocukları izlemiş. Gün boyu bu kış artık bütünleştiklerine inandığım battaniyesini bırakmamış hiç üzerinden. Tabi burada yazsam belki bana kızacağı beresini de. Böcük ne zaman biraz nezle, grip gibi bir hastalığa yakalansa benden iki şeyi ister fiks olarak, birisi tavuk suyu çorbası, ikincisi de onu iyileştirdiğine inandığı beresi.
Evet evet yanlış duymadınız, beresinin onu iyileştirdiğine inanıyor ve o yataktan çıkana kadar beresi hastalığı boyunca ona eşlik ediyor. Fakat bu sevimli huylarının yanında beni kızdıran bir huyu var ki bugün sabah gazetede okuduğum haberle birlikte içimde bir umut doğdu ve hemen burada da yazmak istedim. Amerikalı bilim adamları beyne elektromanyetik dalgalar vererek insanların huyunu değiştirmeyi başarmışlar. Dün işten eve gidipte dolapta hazır beklediği halde sadece tembelliğinden yemek ısıtıp yemediği için açbiaç beni bekleyen Böcük'ü hatırladım. Çünkü bütün akşamım bu yaptığının çok ayıp olduğu ve ona çok kızdığımı anlatmakla geçti. Şimdi ben diyorum bu bilim adamları benim Böcükümün bu tembellik huyunu da değiştirebilirler mi acaba. Yoksa başka hiçbir şikayetim yok kendisinden.
Hatta bu tembelliği de benden daha çok onun zararına olduğu için değişmesini istiyorum. Keşke bilim adamları ellerini biraz daha çabuk tutsalar, ne güzel olurdu arı gibi çalışan bir Böcük.... :)
Bu arada akşam hastalık için gerekli bütün tedbirler alındı, iyileşildi ve şükür bugün işe bile gidildi...
Fotoğraf, Böcük'e ait, elbette elindeki de benim emektar Canon AE1'im... :)
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Salı, Mart 30, 2010
Annemin yokluğunun üstüne hüzün gelip oturdu...
Canım anneciğimi yolcu ettim bugün evine. Neyseki güneşli bir gündü bugün ve onu sevdiğim kucaklara gönderdim. Yoksa yağmur yağsaydı, hava karanlık olsaydı eminim içimdeki hüzün daha da daha da katlanacaktı. Torunlarına kavuşmuş olmanın tatlılığı vardı sesinde aradığımda. Oradan da ver elini kendi evi, ocağı, eşi, annesi, babası. Mutlu olmak için çok şeye ihtiyaç yok aslında. Mutluluk sağlık, hoşluk sevdiklerinle beraber... Anneciğimle beraber geçirdiğimiz bir ayın ardından ıssız eve alışmak biraz zamanımızı alacak gibi görünüyor... Umarım bu kötü psikolojiyi çabuk atlatırım. Onu şimdiden özledim. Bir annenin yerini, sıcaklığını kim tutabilir ki.
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Perşembe, Mart 25, 2010
İşte Baharın İlk Müjdesi!
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez hesabı tam da bugün öğlen yemeğinde arkadaşımla bu sıkıntımızı paylaşıyordum. Hani neredeyse işten çıkmaktan, yeni taşındığımız evimizi taşımaya kadar bütün alternatifleri gözden geçiriyorduk son haftalarda bir bir. Ve sonuç taşınmıyoruz işte, Mutluyum, mutluyum, mutluyum... Oley...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Salı, Mart 23, 2010
Güzel bir güne güzelleme
Bu sabah işe gelirken bizim sokaktan çektiğim bir kare... Nasıl zarif, nasıl şirin, nasıl güzel değil mi?
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Pazartesi, Mart 22, 2010
Papişler
Bu papatyalar aslında yeni değil, bir iki hafta öncesinin papatyaları. Ben onlara papiş diyorum, daha bir sevimli geliyorlar o zaman bana... İşi aslı ben baharı çoktan getirdim evime. Hele dün sabah Böcük, annem ve ben kahvaltıyı balkonda yaparken, kuş seslerine çocuk sesleri karışırken bahar gelmişti çoktan. Dün günün en güzel şeyiydi kahvaltımız.
Son gittiğimde anneannemin bahçesinden getirip diktiğim çeşit çeşit sardunyalarım balkonumda açmaya başladı teker teker, malesef henüz çekme şansım olmadı onları. Ama hepsi de öyle güzeller ki. Bahçeye diktiğimiz güllerin ise zaten bir kısmı tutmuştu sadece. Onları da mahallenin yaramaz çocukları kaçan toplarını yakalamak isterken malesef ezdiler. Güller için daha kesin çözümler gerekiyor. Şimdilik sonu hüsranla biten bir maceraydı bahçeye verdiğimiz emekler.
Dün güzel havaya rağmen canım hiç evden çıkmak istemedi. Zaten annem için de yoğun geçen bir iki günün ardından evde olmak en iyisiydi. Bütün gün temizlik yaptım, ara ara anneciğimle birbirimize sevgilerimizi sunduk. Sonra birlikte evdeki aşure canavarı için aşure pişirdik. Bir hayalim daha gerçek oldu böylece sessiz sedasız... Benim daha ne çok hayalini kurduğum şey var bir bilseniz. Küçücük ya da kocaman hayaller. Gerçek olurlarsa bir gün öğrenirsiniz, olmazlarsa ben bile öğrenemem...
Yeni bir haftaya daha başlıyoruz. Dilerim herkese güzellikler getirir...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Çarşamba, Mart 17, 2010
Paçalı...
Şu aralar boş bulunduğum zamanlarda çoktandır birbirine karışmış fotoğraflarımı gruplayarak düzenli bir arşiv yapmaya çalışıyorum. Sabah 2007 fotoğraflarının arasında dolanırken bunu buldum. F.ethi P.aşa K.orusunun oradan aşağı inerken duvarlara iliştirilmiş kuş yuvalarından birisi. Çok da sevimliler.Baharın ilk günlerine ait cıvıl cıvıl kareler... Ve biz Böcük'le daha genciz...
Fotoğraflara bakarken en çok zaman ne çabuk geçiyor diye hayıflanıyorum, ne acımasız ve bir de sürprizlerle dolu diye. 07 yılında bu fotoğrafı çekerken eminim, tam iki yıl sonra bu fotoğraf karesinin olduğu yere çok daha yakın olacağımı o da ben de bilmiyorduk....
Hem Paçalı nasıl bir kuştur acaba bileniniz var mı? Bu arada kardeşçik gitti dün, annem ve babam yine bana kaldı. Yaşasın!
Fotoğraflara bakarken en çok zaman ne çabuk geçiyor diye hayıflanıyorum, ne acımasız ve bir de sürprizlerle dolu diye. 07 yılında bu fotoğrafı çekerken eminim, tam iki yıl sonra bu fotoğraf karesinin olduğu yere çok daha yakın olacağımı o da ben de bilmiyorduk....
Hem Paçalı nasıl bir kuştur acaba bileniniz var mı? Bu arada kardeşçik gitti dün, annem ve babam yine bana kaldı. Yaşasın!
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Pazartesi, Mart 15, 2010
"Hayatın Anlamı Anılarmış"
Geçen hafta eşinin kayıp haberini okumuştum bir yerlerde ve şimdi de yitirilenin ardından yazılan oldukça samimi, içten cümleler. Tam da burada. Birlikte geçirilen bir hayatın ardından geriye kalanlar sadece anılar oluyormuş. Okurken neredeyse her cümlede Böcük'le kendimi buldum, ardından sorular üstüne sorular, düşünceler üzerine düşünceler hücum etti beynime... Çok üzücü....
Tabi bir yandan bunlar yazıladururken yeni kaybedilen bir hayat arkadaşının ardından bir de böyle şeyler oluyor. Okurken tüylerim diken diken oldu, insanlığımdan utandım, lanet ettim.
İkisi de bir hayatı paylaşmışlar bakıldığında aslında, ama nasıl bir hayatı?
Tabi bir yandan bunlar yazıladururken yeni kaybedilen bir hayat arkadaşının ardından bir de böyle şeyler oluyor. Okurken tüylerim diken diken oldu, insanlığımdan utandım, lanet ettim.
İkisi de bir hayatı paylaşmışlar bakıldığında aslında, ama nasıl bir hayatı?
Etiketler:
haberler
| Tepkiler: |
Cuma, Mart 12, 2010
Blogger'in Yeni Tasarım Şablonu Bir Harika!
Hemen denemek istedim. Tasarım konusunda hayli gerilerde sayıyor diye kendi kendime fikir yürüttüğüm ve sürekli farklı sitelerden şablon apardığım o sıralarda blogger meğersem uzun süredir hummalı çalışmalar içindeymiş. Bu sabah şahit oldum şablon tasarımcısına ve hemen denedim. Backround seçenekleri ve bloğun görünümünü baştan aşağıya değişteribileceğimiz seçenekler kullanıcıya çok basitleştirilmiş olarak sunulmuş. Oldukça zengin bir de arşiv oluşturulmuş. Hani neredeyse ruh halime göre her gün yeniden yeni bir şablon yapabilirim gibi geliyor kendime. Durmayın siz de hemen deneyin... :)
Adres de burada. http://draft.blogger.com/
Adres de burada. http://draft.blogger.com/
Etiketler:
Deneyimler
| Tepkiler: |
Yeni Cici Çantam

Benim için bugün haftanın son günü :) Yarın babacığım ve canım kardeşim bizi ziyarete geliyorlar ve ben yarın da izinliyim. Üstelik bu sabah güneş göz kırpmaya başladı bile yeniden İstanbul'a.
Leyya'nın yaptığı hediye çekilişinde ikinci talihli bendim. Çekiliş günü malesef acı bir güne denk geldi. Elazığ depreminde ölenlere rahmet, geride kalan acılı yüreklere de sabır diliyorum tekrar. Leyyacım tembelliğimden dolayı çanta için senin bloğundaki fotoğrafı kullanıyorum. Tekrar teşekkür ederim, çok cici bir çanta.
Bu sabah gazetede okuduğum bir haber ve haberin yorumlanış biçimi beni çok güldürdü. Tabi olayın kendisi komik değildi aslında. Siirte bir keçi otlarken tetiğine bastığı silahla iki çobanı yaralamış. Çobanlar için kötü bir durum gerçekten ama olayın faili bir keçi olunca sıradışı ve de komik oluyor işte. Hele de keçinin fotoğrafının altındaki keçinin yaşadışı bir törer örgütüyle bağlantısı araştırılıyor ifadesine koptum. Çobanlara geçmiş olsun.
Ofiste arkadaşlarla ortak kullanmak üzere aldığımız çay setini birileri biz yokken izinsiz kullanıyor. Zaten yadırgadığımız bu duruma bu sabah bir yenisi daha eklendi. Bu kez demlik niyetine su haznesi kullanılmış ve üstelikte temizlenmeden içindeki çayla öylece bırakılmış. Yani izin isteseler ve temiz olarak yerine bıraksalar neyse de hem izinsiz hem de böyle pis hali ile bırakıyorlar ve biz hala kibarlığımızdan bir uyarı yazısı bile bırakmaya ar ediyoruz. İnsanoğlu gerçekten garip bir yaratık, kul hakkını geçtim de resmen saygısızlık bu yapılan. Ofise gizli bir kamera yerleştirip görüntüyü internete mi versek acaba? :) Sabah söylene söylene temizledim şimdide üzerine espri yapıyorum, müstehak bana.
Etiketler:
haberler,
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Çarşamba, Mart 10, 2010
Arada Bir De Olsa
Bugün güzelliklerle uyandım güne ve hala da öyle devam ediyor. En sıkıntılı anlarımızda imdadımıza yetişecek vesileler yaradana şükürler olsun. Bizi bizden daha çok düşünen, kayıran kalplere selam olsun...
Anneciğim, canımın içi hala bizimle beraber, aksilik çıkmazsa cumartesi babacığım ve kız kardeşimde bize katılacak. Akşam eve dönünce sizi kapıda karşılayan ve sabah dualarla yolcu eden birisinin olması ne kadar güzel.
Bugün öğle yemeğinde iki güzel dostla birlikteydim. Aslında olabilirliği çok doğaldı ama bir o kadarda uzak gibiydi biraraya gelmemiz o saatte. Hayalleri gerçeğe dönüştürüveren, elindeki sihirli sopayla bizi biranda buluşturmayı başaran sevgili dostlarım, sizi çok seviyorum...
Anneciğim, canımın içi hala bizimle beraber, aksilik çıkmazsa cumartesi babacığım ve kız kardeşimde bize katılacak. Akşam eve dönünce sizi kapıda karşılayan ve sabah dualarla yolcu eden birisinin olması ne kadar güzel.
Bugün öğle yemeğinde iki güzel dostla birlikteydim. Aslında olabilirliği çok doğaldı ama bir o kadarda uzak gibiydi biraraya gelmemiz o saatte. Hayalleri gerçeğe dönüştürüveren, elindeki sihirli sopayla bizi biranda buluşturmayı başaran sevgili dostlarım, sizi çok seviyorum...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Cumartesi, Mart 06, 2010
Kimse Alınmasın!
İçimde kocaman bir kırgınlık var, kimseye değil ama hayata....
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Perşembe, Mart 04, 2010
Günler Geçerken
Bugün biraz daha iyi gibi, yani yolunda herşey, şükür. Böcük'ün bu gece gördüğü kabus ve benim dün gece alerjim yüzünden sabaha kadar uyuyamamamı saymazsak. Haftasonu annecim ve babacım geldiler. Güzel ve yoğun geçen bir iki günün ardından babacık yeniden eve döndü, annemse bir süre bizde kalacak. Sağlık sorunları nedeniyle o da biz de stresli ve üzücü günler geçirdik. Şükür şimdi çok daha iyi. Bedenen ve ruhen dinlenmeye aldığımız şu günlerde biz yanında yokken canı sıkılmasın diye de ufak tefek işler çıkartıyorum ona. Bizim için eve gitmek şu aralar kapıyı açan kişi annemiz olduğu için büyük bir keyif, umarım o da halinden memnundur. Hava da öyle bir güzelki şu aralar, insanın işe gelesi gelmiyor hiç, annecimle oturup şöyle çay, kahve eşliğinde eskileri kaynatmak varken.
Böcük dün sabah birlikte işe giderken çok duygulandırdı beni yine. Annem ve babamla bir arada yaşama fırsatını çoktan kaçırdım ben, bari sen bu keyfi yaşa istiyorum, hiç değilse sen bu özlemi çekme istiyorum dedi. O nedenle annenler daha sık bize gelsin, bizimle daha çok kalsın istiyorum dedi. Sonra bir sürü hayal sıraladı bize dair. Hepsi de çok güzeldi. Ama kendisi için o kaçırdığı fırsatı dile getirişi bilmiyorki onun kadar beni de üzüyor. Caddenin ortasında ağlamak istedim o an. Evet bazı fırsatlar kaçıp gitti mi elimizden geri döndürmek artık imkansız oluyor. Kendi şansıma sevinmek, sevdiğim insanın üzüntü ve pişmanlığı arasında kaybolup gidiyor o zaman. Ne varki yapacak bir şey yok artık... Aile özlemini bilen insanlar belki bu satırlarımı ve satırların çok ötesindeki duyguları anlayabilir... Böyle böyle devam ediyor işte hayat...
Fotoğraf Elazığ gezimizden yine. Bitkinin ismini bilmiyorum ama görüntüsüne bayılmıştım...
Etiketler:
Neyse Halim
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)