Çarşamba, Nisan 28, 2010

Uzakta

Böcük iki gündür Ağrı'da. Zaman hiç geçmiyor. Keşke hemen geliverse.  İş gezilerini normal şartlarda sever çoğu insan ama biz plansız, ani ayrılıkları sevmediğimiz için ve aslında ayrılıkları hiç sevmediğimiz için sevemedik bir türlü. İkimizde saatleri sayıyoruz resmen. Rabbim hiç ayırmasın kimseyi...

Dünya o kadar kötü ki. İnsanlar da öyle. Şu haberleri okudukça umutsuzluğum daha bir artıyor. Para insanı bozar derler ya hep, aslında parasızlık da bozuyor.  Yaptığı insan ötesi şeyi para için yaptım diye açıklamış bir de. Keşke devlet kurumlarında sağlık adına yapılan çalışmaların en başına bu psikolojisi bozuk insanların rehabilite edilebildiği merkezleri koyabilseler.  Çünkü insan olmanın verdiği erdemler yok olunca bir insandan geriye başı ağrıyan, dişi ağrıyan bir yaratık kalıyor en fazla....

Biliyorum geldiğim nokta üzücü ama öyle, öyle hissediyorum işte.  Bir insanı insan yapan hasletleri tamir ve tedavi etmek herşeyden önemli olmalı. Ve elbette bu tür insanlara verilecek cezaların daha caydırıcı, kamu vicdanını onarıcı olması gerekir. 44 kişiyi öldürüp ortalıkta dolanan insanlar ve komik komik cezalara mahkum katillerin olduğu bir ülke burası. Buna mukabil taş atan çocukların tartışıldığı....

Salı, Nisan 27, 2010

Mutluluk Bazen...

Mutluluk bazen, bir kök zeytinyağlı enginarın yapraklarını birlikte tırtıklayıp göbek kısmına gelince; bu kısmını sen yemelisin, hayır sen yemelisin diye tartışmaya girmektir...

Perşembe, Nisan 22, 2010

Trajik ve Üzücü

Şurada da yazdığım gibi  kredi kartlarında oldukça temkinli giden birisi olarak  reklam bombardımanları karşısında  ve sunduğu cazip! fırsatlar karşısında zaman zaman acaba alsam mı dediğim kartlar oluyor. Tam da bugünlerde yeniden bu tuzağa düşmek üzereyken Doğa Derneği'nin Garanti Bankası'nın Bilmemizi İstemediği gerçekler adı altındaki duyurusuna rast geldim. Zamanlaması  benim için harika olan bu duyuru aslında çok üzücü bir gerçeğe dikkat çekiyor. Hasankeyf'in yokolmasına neden olacak Ilısu Barajı'nı finanse eden bankaların Akbank ve Garanti Bankası  olduğu gerçeğine.  Çok üzücü, çevreye duyarlı banka mesajları veren bankaların el altındandan bir çevre ve tarih katlimamına ortak hatta finansör olmaları ne kadar acı ve ne kadar trajik...

Pazartesi, Nisan 19, 2010

Dün


Şimdi mesainin bitmesini beklerken ben bu güzelliklere bakıp teselli oluyorum. İstanbul güzelsin...

Perşembe, Nisan 15, 2010

33

Bugün sabahtan beri sevdiklerimden sözlü, yazılı öyle güzel dualar, temenniler, dilekler aldım ki sayende, seni ancak belki böyle kabul edebilir, kabullenebilirdim.

Hoşgeldin 33.

33'ümde bir kere daha anladımki, yaşam çok kutsal ve bizi seven insanlarla daha da değerli ve anlamlı.

Allah-ü Teala'dan şu yaşımda tek dileğim, sevdiklerimle beraber huzurlu, sağlıklı bir ömür ve tabi bütün insanlık
için de daha adil ve barış içinde bir dünya...

Salı, Nisan 13, 2010

Haftasonu Özet

Küçük Mutluluklar...

Kendi elleriyle bu güzel örtüyü benim için işleyip getiren ve üstündeki çiçekle de evimi şenlendiren iki güzel insan. Teşekkür ederim ziyaretiniz için...  Yine gelin, hep gelin...

Bugün iki  bebek haberi aldım. Dünyaya gözlerini açan iki küçük insan.  Dilerim hayat onlar için hep güzelliklerle dolu olur...

Cuma, Nisan 09, 2010

Emek Heba mı Oluyor?

Şimdi okudum ve kanım dondu. İşte burada.İstanbul'a geldiğim ilk yıllardan itibaren benim için sinemanın diğer adı olan Emek sineması alışveriş çılgınlığına kurban ediliyormuş.  Beyoğlu'nun en güzel binalarından birisi olan, herşeyden önce başlıbaşına bir tarih olan, her taşı, her zerresi perdesinde endam eden binlerce hayale tanıklık eden, tarih kokan, kimilerinin çocukluğu, kimilerinin ilk gençliği, kimilerinin yaşlılık günlerin tek sırdaşı olan bu sıradışı mekan  korunmalı. Bu tarih katline birileri dur demeli. Yeni demek illaki eskiyi yıkmaktan geçmemeli. Belediye Başkanı bir mimar olan şehirde bu katliam olmamalı! Ne yapmalı, ne yapmalı?

Perşembe, Nisan 08, 2010

Neysem O muyum?

Dünkü ziyaret bana iyi gelmedi. Ne ben kendimi beğendim, ne de kimse beni. Dostlarla bir arada olmak güzelde, yapılan sohbetler bazen can acıtıcı. Can acıtması acıtmak için olduğundan değil, çoktan üzerini örtüp sıkı sıkı kapattığım düşüncelerin günyüzü görmesi.  Cılız da olsa biraz ışık vurunca kıpraşıp, depreşip huzursuz, rahatsız etmesi. Dün akşamdan beri ne tadım var ne tuzum.  Canım fena halde sıkkın ve fena halde bozuk, kimseye değil, benim derdim hep kendimle. Nereye gidiyorum ve bu hangi benim... Of Allahım düşündükçe içinden çıkamıyorum, düşünmedikçe daha bir kendimden uzaklaşıyorum...

Lost'un son bölümünü izledim az önce, dizi gele gele yine hayatın hakikati aşka kilitlendi. Ama birbirlerini zaman ve mekanlar arasında kaybedip kaybedip yeniden bulan Desmond ve Penny'nin aşkı beni çok etkiledi... Hayır Lost aşk dizisi değil elbette....

Salı, Nisan 06, 2010

Keçelerim ve Ben Pek Mesuduz Bu Günlerde. :)

           

Ve işte başka güzellikler... Bazıları internetten alındı bu keçelerin, bazıları bir anda kendimi önünde buluverdiğim  ve aslında uzun zamandır arayışta olduğum tam benlik hobi mekanlarından. Şimdilik bana uzunca bir süre yetecek kadar keçem oldu rengarenk. Onlarda yapmak istediğim ve planladığım o kadar çok şey var ki. Ama acemi ve yoğun çalışan bir hobici bunların ne kadarını başarabilecek zamanla göreceğiz. Şu aralar balkon güzellerim ve keçelerim hayatımı daha da bir renklendirmiş durumda. Onlarla mutlu oluyorum. Baharın rengarenk tonları da bu mutluluğuma ortaklık ediyor. 


Bunlar da anneciğim  ve sevgili Asunaz için acemi heyecanıyla yaptığım ilk keçe çalışmalarım.

Pazartesi, Nisan 05, 2010

Mardin Hediyelerim...

           

Yeni şablonda bloğa fotoğraf yüklemek neredeyse bir eziyet, bir türlü fotoğrafları yükleyemiyorum. Uğraşırken de yazma hevesim kalmıyor... Yok mudur bunun bir çaresi acep, çözemedim gitti.

Neyse Böcük dün öğle itibariyle seyahatinden döndü. Öğleden sonrası için yine gezme planları yaptı bütün yorgunluğuna rağmen benim için ama eve geldiğinde İstanbul trafiğinden  zaten pili bittiğinden tekrar dışarı çıkacak hali de kalmadığından evde kalmaya karar verdik. Hem zaten ben hobilerimle pek bir mesuttum o saatlerde. Mardin seyahatinden benim de payıma işte bu rengarenk doğal sabunlar düştü...

Cumartesi, Nisan 03, 2010

Şaka ve Gerçek...



Bir nisandı, şakaydı derken oldu mu sana şaka gerçek. Böcük bu sabah sabahın köründe gerçekten de Mardin'lere gitti iş nedeniyle. Onu yolcu ettikten sonra korktum evde yalnız kalınca. Ne de olsa yeni evde ilk kez yalnız kalıyordum gece. Daha fazla kendimi korkutmayayım diye uyumak istedim hemen, bu defa da kendimi rüyamda korkuttum. Eve hırsız girmişti, garip bir kalabalık vardı beni ürküten ne sonra Böcük'ü de gördüm rüya ile gerçek arası ve çığlık atarak uyandım zoru zoruna. Cumartesi sabahı için felaket bir başlangıçtı. Kalktım işe geldim haftasonu sabahın köründe servisle hem de. İşte yok pek bir iki telefon dışında. Kaçırdığım dizileri izleyip ağladım durdum ekrana bakarak deli gibi. Sanırım dizilerdeki sahneler bugün bana daha bir dokundu ruh halim nedeniyle. Şimdi de başım ağrıyor. Bu akşam bir arkadaşım bana eşlik edecek. Eminim bana iyi gelecek. Tabi Böcükle hafta boyu yaptığımız haftasonu planlarının da hepsi suya düşmüş oldu bu durumda. Kısmet artık başka bahara. Yeterki o sağ salim bana geri dönsün de, başka bir şey istemiyorum. Keşke sevdiklerimizin değerini onların yokluğunu tatmadan anlayabilmeyi başarsak. Eminim dünya o zaman çok daha güzel olurdu.

Perşembe, Nisan 01, 2010

Birrrrrr Nisannnnn

Bugün 1 Nisan, neşe doluyor insan... :)  Ama bu neşe baharın tescillenmesinden bir de artık iyice geyiğe vurulmuş 1 nisan şakalarından ben de.

İstiklal caddesinde  sanırım 1 nisan şakası babında pembe balonlar saçılmış  ortalığa bugün, öğlen TV'de gördüm, orada olup o neşeye katılmak isterdim....  Pembiş pembiş ne güzel. :)

Böcük yine her yıl olduğu gibi işiyle ilgili bir şaka yaptı bana elbette yine bir felaket senaryosuyla,  ama yer miyim, bu sene öyle bir hazırlık yaptım ki, kimsenin şakasına prim vermiyorum. Ona da kanmadım.

Hatta bayılarak okuduğum Neocu'ğun bu seneki kurgusuna bile hazırlıklıydım. Elbette yine harika bir kurgu yapmıştı ama dedim ya geçen yıldan hazırlıklıydım...  Güya kitabı çıkıyormuş İletişim'den. Şakası bile güzelken ciddisi harika olur bu arada. Bekliyorum Neocum...