Perşembe, Aralık 15, 2011

Bişey Demedim ki


Bazen ufacık ama ufacık şeyler bugünlerde bana sadece anne olmadığımı aynı zamanda kadın ve aynı zamanda insan da olduğumu hatırlatıyor, evet evet o kadar unutmuşum ki, o kadar kaptırmışım ki kendimi, son zamanlarda hiç değilse bunları arada bir hatırlıyorum sadece ve en azından şimdilik de olsa...

Bugün yine yeni kararlar aldım, bilmiyorum yine kaçıncı kez ben, acı acı gülüyorsunuz sanki bunları okurken, en son karar aldığımda ne olursa olsun bir daha  kimse beni üzemeyecek, üzülmeyeceğim demiştim bak onu hatırlıyorum en azından, başardım mı peki hayır. Olsun yenilen pehlivan güreşe doymazmış, benim savaşım da kendimle zaten. Yine yenilip yine yeniden ayağa kalkacağım her seferinde, ta ki belki Rocky'nin rakibinin  bilmem kaçıncı müsabakadan sonra artık ayağa kalkacak mecali kalmayıncaya kadarki hali gibi, ya da belki ondan daha az ya da biraz daha fazla dayanırım.

Kararlarımdan biri de kısa da olsa sık sık yazmaktı buraya, bak onu da başaramamışım ben, olsun yine denemekten ne zarar çıkar, ki zaten ben rolünü de bir türlü benimseyememiş bir insanım nitekim kimilerine göre yri gelmişken. Mesela evlenmişim ama eş olmayı becerememişim, çalışmışım ama iş kadını olmayı da, şimdi çocuğum olmuş ama anne olmayı da başaramamışım malesef mesela. Ama bunları söyleyen bir İNSAN  ne kadar başarmıştır acaba insan olmayı ve de insan gibi düşünmeyi. Ya da acaba bütün bu rolleri başaramayışımın nedeni birden çok rolü sırtlamak zorunda kalmak olabilir mi ki.

Yıllardır kendi kendime söylenip dururdum, ne tam iş kadını oldum, ne evimin kadını, ne tam entelektüel temayüllerim var ne de çarpı işidir, yemektir, örgüdür bilirim tam layıkıyla. Hepsi yarım yamalaktır hayatımda ve hayatımda zaten yarımyamalak o yüzden. Ama yine de insanın hiç de hazırlıklı olmadığı bir anda, bir elinde toz bezi, diğerinde tencere kapağı, kucağında çocuk ve aklında okunacak kitaplar, izlenecek filmler listesi varken ve nasıl daha iyi eş, nasıl daha iyi anne olabilirim diye hala sorularla kendini delirtmemek için mücadele verirken,  birilerinden apansız hemde hiç hazırlıksız bu eleştirileri duyma olasılığı hatta duyması  hiç de güzel değil hatta can yakıcı... Yine de ilk madde de dediğim gibi kararlarımda tutarlıyımdır en azından üzmeyecektim ya kendimi.

Birde insanı boğmamak lazım bak ben bunu öğrendim bugünlerde. Hele hayatının içine hiç etmemek gerek kimsenin. Çok ayıp bence. Bırakacaksın insanı canı nasıl isterse öyle yaşasın gitsin.  Kirli dolaşmak istiyor mesela dolaşsın, bulaşma, canı hasta mı olmak istiyor olsun karışma, bugün aç yatmayı istemek de bir özgürlük mesela ama bununla birlikte haftada bir gün olsun bir insan içine çıkmak da bir özgürlüktür mesela bir ev kadını için, ya da ne bileyim gününün 24 saatini ev ve çocukla ya da ne bileyim mutfakta geçiren birisi için dışarıda bir yemek, bir iki saatlik bir kitap dergi gazete ya da ne haltsa okuyabilmek de bir özgürlüktür ya da boğulmamaktır aslında. Boğmamak lazım nihayetinde, boğmamakta boğulmamakta ama, boğulmamak için boğmamak lazım bir de aciliyetle.

Çok mu karmaşık oldu yazdıklarım, varsın olsun, kafa karışık nihayetinde ama olacak, hepsi yerli yerine oturacak zamanla, zaman her şeyin ilacı derler ya. Gerçi buna da takığım ben bugünlerde, zaman her şeyin ilacıysa, biz bunca yıl tedavi olmamışız ya hayret, kangrene dönmüş içimiz ama ona da hayret insan bir sızlar bir ağrır değil mi nitekim, ı ıı tık yoktu tam tersine sensiz tadı olmuyordu cevap hep, şimdi boğuluyoruz ama ilginçççç. Belki fazlasıyla boğulduğumdandır bugünlerde demek istiyorum ama ona da gerek yok, ziraaa görünen köy yol su elektrik istediği gibi yorulan beden ve zihinde biraz el insaf istiyor. Bitmedi....

2 yorum:

Öykücü dedi ki...

Süper bir yazı olmuş.Sinir senin kalemine pozitif etki yapıyor demek:)

Neden erkekler hiç 'hem iş adamı,hem baba,hem iyi bir eş,hem el marifeti olan biri miyim? Acaba hepsini layıkıyla yapabiliyor muyum?' diye sorgulamaz kendini?Etraf da sorgulamaz hatta.

Kocan mesela 'ay yeterli bir baba mıyım' derdine düşüyor mu? Benimki düşmedi.Öyle bir kavram da yok zaten.Her baba çocuğunu dövmüyorsa, işi varsa filan iyi baba oluyor otomatikman:)

Ama anne olmak.Ulvi bişi.Buna dayanarak annelerin ağzına ediliyor.Onu ye süt olsun,buranı üşütme çocuk hasta olur.Çocuk hasta olsa sen hasta etmiş olursun.Filan filan.

Boğma boğmama meselesinde arkandayım.Kim boğulacaksa bir el de ben veririm:)

Lütfen sıkma canını.İnan bana hislerinin çoğu hormonlarınla alakalı.Zamanla düzeleceksin.Çok aldırmamayı,gülüp geçmeyi öğreneceksin.Üzemeyecek kimse yeni anneyi:)

Öptüm.

Güneşli Günler dedi ki...

Öyle derler hep, ama kalemimi pozitif etkileyen başka değişkenler de olsun isterim.

Aynen dediğin gibi beklentiler hep bize dönük ve malesef kimseyi de memnun edemiyoruz sonunda kendimizi bile hatta, umarım daha da kötüye gitmez şimdilik tek dileğim bu.