Sevgili bilog, gecenin bir yarısı yazmak istediğim çok şey var ama gel görki bende mecal yok. İK'cık bir sevgi pıtırcığı gibi hep kucakta, sürekli onunla konuşmamı, onu güldürmemi istiyor. Uyanıkken yatağında ya da yerde kendi başına durabildiği zaman 5 dakikayı geçmiyor, sonrası avazı çıktığı kadar bağırma çağırma, öyle ağlama değil ha resmen çılgınca bağırıp ortalığı yıkıyor ta ki gidip kucağa alıncaya kadar. Bu arada iki lokma yiyebildimse, ocağa bir tencerecik yemek koyabildimse, makinaya iki çamaşır atıp asabildimse çok şanslıyım demektir. Evin derlenip toparlanmasını saymıyorum bile ki onlar genelde odadan salona salondan odaya geçerkenki arada el çabukluğuyla ancak hallolur gibi oluyor.
Şimdi birde tabi katı gıdalar mevzuu var, sabah meyvesini vereceksin, öğleden sonra çorbasını, elbette her gün farklı bir çorba ve her yemek faslından sonra üst baş değiştirme, yıkama, silme faliyetleri vs... Ama yine de her şeye rağmen annelik karmaşık ama güzel, uğraştırıcı ama zevkli. Şimdilik bu kadar ama bütün bu koşturmaca arasında küçük sürpsizler, güzel şeyler de yok değil. Onlar da bir sonraki yazıya kalsın.

0 yorum:
Yorum Gönder