Cuma, Aralık 09, 2011

Ne çok şey...

Üçüncü aydan itibaren gaz sorununun da bitmesiyle birlikte İK'nın uyku sorunu diye bir şey yoktu hayatımızda. Yatağında kendi kendine uyumaya alışmış ve kolaylıkla bunu yapar hale gelmişti.  Öyle uzun uzun uyuyan bir çocuk olmadı hiç, ama uyandığı saatler belliydi gece, üç bilemedin 4 defa uyanır karnını doyurur yine uyurdu, uykusu geldiğinde yatağına koyar, başında biraz bekler ninni söyler elini tutar onunla kısık sesle sohbet ederdim ve o da bir süre sonra  ellerini yanlarına bırakır ve uykunun tatlı kollarına kendini bırakırdı, çok nadiren uykusu şaşar, ya da uykuya zor dalardı e o kadar da olsundu. Gündüzleri ise kısa kısa ama sık sık uyumayı severdi  onlarda da yine çoğunlukla kendisi dalardı uykuya. Çok nadiren kucağımda hafif hafif sallardım o kadar. Köyde bile korkuyordum bu alışkanlığını bırakır diye ama bırakmadı. Gel görki  dikkat ederseniz hep dı du olarak yazıyorum bütün bunları, çünkü bu hafta itibariyle bütün bunlar tam olarak bir hayal oldu. Günlerdir saatlerce sallamak da dahil bütün yöntemleri deniyor ve  zar zor uyutuyorum, o kendi kendine uyuyan çocuk sanki o değilmiş gibi kesinlikle kendi uyumayı reddiyor. Fakat kucakta da bir türlü sakinleşmiyor ama ağlamıyor da, yüzüme bakıp bakıp gülüyor ara ara sonra yine hırçınlaşıyor. Dişleri çıkacak belli ki, huysuzluğunu da ona veriyorum, Malesef uyutmak zaten başlıbaşına bir problem haline gelmişken birde bütün gece saat başı kalkmaya başladı. Haliyle uykularım delik deşik, ne uyuduğumu biliyorum ne uyandığımı, başımda sürekli bir ağrı kendimi insomnia olmuş gibi hissediyorum. Umarım bu sorun bütünüyle dişle ilgilidir ve dönemseldir, şu an sadece bunun için dua ediyorum.

Bu arada İK'nın farkındalığı giderek artıyor ve bende ona gün içinde daha güzel vakit geçirtmek için arayış içindeyim. Şimdilik bir iki oyuncağıyla ve bir iki kitaptan hikaye okuyarak resimlerine baktırarak  idare ediyorum ama bu yetmeyecek farkındayım. O nedenle az ama kaliteli oyuncakları olsun istiyorum, güzel kitaplar alayım istiyorum ve araştırma safhasındayım.  Tavsiyeye ihtiyacım var şiddetle. Hangi oyuncakları almalı, hangi kitapları seçmeliyim...

Bütün bunların arasında birde akıp giden bir hayat var elbette, yetiş yetişebilirsen. Bugün ilk kez bahsettiğim sorun nedeniyle  yarınki bir davetimi hayatımda ilk kez iptal etmek zorunda kaldım üzülerek.  Umarım son da olur, zira dost sohbetlerine en çok ihtiyacım olan bir dönemde bunu iptal etmiş olmam bindiğim dalı kesmem aynı zamanda. Çünkü ev ve çocuktan ibaret hayatımda yaşadığım düş kırıklıklarını ve yorgunluklarımı ancak böyle atıyorum ben, ne bileyim iki lafın belini kırarak, gezgin arkadaşımın maceralarını ondan dinleyip, komik yorumlarına gülerek, yani heyecanlar içinde olan dostumun mutluluğuna ortak olarak ya da... Bu ya da lar uzar gider böyle.

Neyse geriye komşulara geçen haftadan verdiğim sözle birde aşure pişirme işi kalıyor, Her yıl yaptığım bu ritüeli de atlarsam iyice mutsuz olacağım kesin, iyisi mi şimdiden işe koyulmak gerek.

Fotoğraf geçen pazardan, Fethipaşa korusunda topladığım yapraklar evde dekor oldu. Yapraklar Çin mabed ağacına aitmiş, bunu da bitkiler konusunda uzman bir arkadaşım söyledi...

0 yorum: