Bahar rehaveti üzerime çöktü çökecek, bunu da yazmalıyım, bunu da paylaşmalıyım derken günler geçip gidiyor ve ben iki satır yazamadım şuracığa. Haftasonu malum İstanbul harika bir bahar havası yaşıyordu. Ama yoğun ve arkadaş ziyaretiyle harika geçen bir cumartesinin ardından pazar gününe pek bir enerji kalmadı. Cumartesi ziyaretine gittiğimiz arkadaşım daha doğrusu şimdi uzak diyarlarda ikamet eden arkadaşımın kardeşi de benim gibi hamiş. Aramızda sadece 2 hafta fark var. Haliyle sohbetin neredeyse tamamını bu mevzular alıp götürdü. Güzel keyifli bir gündü... Pazar günü ise aslında Böcük'le planımız alışverişe çıkmaktı (aman ne enteresan, son zamanlarda başka yaptığımız bir şey yok ki zaten:) ) Fakat ikimizin de pili yeterince bitikti ki anlaşılan evin yakınındaki parka yapılan kısa bir ziyaret sonrası gün içine yayılan kahvaltıyla alışveriş planımızı da ertelemiştik bile. Ama hepsi birbirinden şen şakrak çiçeklerimizin arasında balkon sefamızın da açılışını yapmış olduk böylece. Ama bu çiçekler o bahsettiğim park ziyaretinden.
Son paylaşımım ise haftalardır elimde kalıp giden bebişe ilk el emeğim. İnşaallah giydiği günleri görmek de nasip olur. Örme kısmı çok kolaydı ama dikmek ve son haline getirmek konusunda epeş üşengeçliğim tuttu. Bu aralar zaten kolumu bile kaldırmaya mecalim yok gibi. Buna birde her yıl neden yapıldığını bir türlü anlamadığım saat değişikliği eklenince iki gündür harap bitap işe geliyorum desem yeridir.
Bu arada dün bir de çook sevdiğimiz bir ablanın vefat eden annesi için Şakirin Camii'ndeydik. Allah rahmet eylesin, bir tanecik annesini en sevdiğine gönderdi. Mekanı cennet olsun inşaallah.
Şakirin Camii'nin açılışında eşimin çektiği fotolardan camiye hayran kalmış ve hep ziyaret etmeyi istemişimdir. Dün hepsini gezemesem de görebildiğim kadarıyla hakikaten övgüleri hakeden bir cami olduğunu düşündüm.

