Salı, Haziran 28, 2011

Küçük Mutluluklar...



Bu sabah önceki gün gelen anneciğimle kahvaltımızın güzelliklerinden biri de buydu...  Anne denen varlık ne güzel bir şey, onun elinin değdiği her şey başka güzel....


Herkesin miraç kandili kutlu olsun...

Cuma, Haziran 24, 2011

Hoşgeliyorsun inşaallah

38. haftayı da gördük nihayet. Evde günler geçiyor yavaş da olsa... On yıllık bir iş hayatından sonra evde olmak çok garip, o koşturmacanın yerini bir erteleme lüksü ve ağırdan alma durumları alıyor. Fakat bu şimdilik iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilemedim. Tek bildiğim yıllardır her şeyi halletmeyi  dakikalara endeksleyen ben rahatlamış görünüyorum fazlasıyla. Meğer ne yük varmış sırtımda. Fakat şimdide hamilelik durumları nedeniyle yetemiyorum evin iş trafiğine. Böyle olunca  bırak misafir ağırlamayı, evin rutin yeme içme, temizlik işleri de aksıyor uzun zamandır.  Bizde idare ediyoruz ne yapalım. Sonrasını ise şimdiden düşünmek istemiyorum...
Hamileliğin meğer en zor zamanları son demleriymiş. Vücut giderek ağırlaşıyor,  en basit işler senin için kompleks bir hale dönüşüveriyor.  Özellikle ellerimdeki ve ayaklarımdaki ödemler en büyük sorun şu anda benim için. Ama doktoruma göre hepsi normal değerde seyrediyormuş bu sorunlarımın. Birde tabi kevgire dönen uyku durumları. Bir gece rahat uyursam ertesi günü mutlaka sabahı ayakta ediyorum. Bizim minik kuzunun (maşallah) sürekli uyanık halide bunda etkili tabi.   Tecrübeli sesleri dinlersem eğer bunlar bebekle geçecek uykusuz aylara hazırlıkmış sadece...
Günler böyle geçerken çok garip duygu hallerine girip çıkıyorum.  Bir yandan miniğe dair merakım giderek artarken, kime benzeyecek, nasıl bir kişiliği olacak, vs... Bir yandan bir bedende iki varlık durumundan kurtulacak olmanın garip hüznü...  Onun içimdeki kıpırtılarını özleyeceğim sanırım, bunu şimdiden anlıyoum...
Bu arada hamileliğin en sevdiğim yönlerinden birinin; bebeğimin minik kıpırtılarıyla varlığından beni sürekli haberdar etmesi ve diğerinin de eşim ve ailem başta olmak üzere bütün çevremden sanki kutsanmışçasına özel muamele görmek olduğunu söylemem gerek. Hamileliğin sevemediğim yönlerinden biri ise yeme konusunda sürekli bir görevi yerine getiriyor olma hissiyle, yapmam ve yapmamam gerekenler konusunda her kafadan bir ses çıkmasıyla kendimi ağır bir sorumluluğun altında zaman zaman eziliyor gbi hissetmek oluyor...  Artıları ve eksilerini kıyas ettiğimde elbette büyük bir nimetle başbaşayım, tedirginliklerim ise sadece bu emanete yeterince sahip çıkabiliyor ve ona layık olabiliyor muyum, olabilecek miyim hissi.  Garip haller, garip duygular, böyle işte...

Hafta başında erkek kardeşim ve eşi kısa bir ziyaret içim bize geldiler.  Onlar için elimden geldiğince güzel bir sofra hazırlmaya çalıştım sanırım güzelde bir sofra oldu. Uzun zamandır evde bu kadar keyif dolu bir yemek yememiştim... Zaten sonrasında sağolsun kardeşim, eşi ve benim eşim bana pek bir iş bırakmadılar. Birde bizim minik için çok cici hediyeler aldılar gitmeden önce.  Şu bir iki gün bana çok iyi geldi. Resmen moral depoladım sayelerinde. Eşi işi gereği bir gün erken dönünce dün de kardeşçikle başbaşa Çengelköyde kahvaltı yaptık...  Ardından onu da yolcu ettim.  Pazar günü de annem gelecek sanırım. Böylece 3+1  kişilik yeni hayatımızın ilk adımını da atmış olacağız inşaallah. Bu arada bebek için hazırlıklardan da birer kolaj hazırladım...  Eh ne de olsa yılların özlemi var, hazırlıksız olmazdı. :) Rabbim sağlıklı olarak kavuşmayı nasip etsin, mühim olan aslında sadece o...

Cuma, Haziran 17, 2011


Bizim kuzu gün geçtikçe büyüyor maşallah. Dün doktor kontrolünde de her şey yolundaydı şükür.  Eğer daha erken gelmeye karar vermezse kuzu için operasyon tarihi 8 Temmuz inşaallah. Bu arada foto benim yaptığım kapı süsünden bir detay. İnşaallah hazırlıkların hepsinden fotoğraflar paylaşacağım ilerleyen günlerde fırsat olursa. Bu arada artık bir işi sonlandırmak giderek zorlaşmaya başladı benim için.  Çok çabuk yoruluyorum. Uykularım uzun süredir düzensiz zaten.  Yarın bir piknik planı var arkadaşlarla toplu. Bakalım ne derece aktif katılım sağlayabileceğim...  Bu belki de doğum öncesi dostlarla son buluşmam olacak. Bakalım zaman bana daha sonra neler getirecek. Bekleyip göreceğim...

Perşembe, Haziran 16, 2011

Çok Cici


Biraz sonra doktor kontrolümüz var, ben oturmuş nelerle uğraşıyorum. Bu fotoğraf hernekadar çok benzese de ahududu değil, bir çeşit çam kozalağı. Evin yakınındaki fidanlıkta  çekmiştim. Çok güzel değil mi? Bu arada bugün istanbul yine sonbahar modunda, yaz hiç gelmeyecek gibi…

Cuma, Haziran 10, 2011

İşte geldim burdayım

Uzun bir sessizliğin ardından yine buradayım işte. Bizim için büyük gün giderek yaklaşıyor. Artık evdeyim, bütün zamanım bebişin hazırlıklarıyla geçti son üç haftadır, badana boya temizlik işlerinin ardından sıra bebeğin odasını kurmaya geldi, sancılı bir sürecin ardından  nihayet o işte bitti. Ardından bütün aşyalarının yıkanıp ütülenmesi yerleşmesi derken işlerin sonuna geldik gibi. Gibi diyorum çünkü garip garip aksaklıklar çıkmıyor değil arada. Örneğin kombi sorunu halloldu sonunda derken kombinin altındaki mutfak rafını bir gece ansızın yerle bir olması gibi, ya da yıllardır evde sorunsuzca çalışan bilgisayarın kırk yılda bir işe yarayacağı sırada tam da eve internet bağlattığımız gün  ekran kartının tık diye yanması vs... Ya da bebeğin en acil ihtiyaçlarını tek tek uğraşmamayım diye bir seferde sipariş ettiğim hepsi.burada'nın attığı kazıkla bir aya yaklaşmasına rağmen gelmeyen siparişlerim ve her gün telefonde yaşadığım sinir harbi. Neyse dertler bunlar olsun deyip savuşturuyorum. Tüm bu hengame arasında hayalini kurduğum gibi bebek şekeridir, kapı süsüdür eşimin tabiriyle işin keyifli taraflarını da kendim hazırladım.Tabi arkadaşlarımın desteği yardımı olmadan bu imkansız olurdu.  E peki ben internete nasıl girdim, canım eşimin hediye olarak aldığı yeni bilgisayarımla tabi.

Bu arada hamilelik giderek zorlar hale geldi. vücut uykusuz zamanlara hazırlık yapıyor gibi, geceler genelde uykusuz geçiyor, yatmak zaten başlı başına bir problem. en büyük sorun ise el ve ayaklardaki şişkinlik ve ödem. O da doktorun söylediğine göre normalmiş. Böyle böyle geçiyor işte günler, dedim ya büyük güne az kaldı...