Pazartesi, Ağustos 29, 2011

Hayat Bayram Olsa

Yarın bayram, İK'cığın ilk bayramı. Aslında çok heyecanlıyım. Dün bebeğimize ilk bayramlığını almak için babasıyla birlikte alışverişe çıktık, bu aynı zamanda ailecek çıktığımız sayılı gezmelerden birisiydi. Fakat bu bayram büyüklerimize el öpmeye gidemeyecek olmak içimi burkuyor, dolayısıyla bayram benim için eksiklik demek bu kez birazda. Ne diyelim hayat bayram olsun yeter ki.

İK'cığı kundak yapıyorum bir süredir ve ancak bu şekilde deliksiz bir uyku çekebiliyor her zaman olmasa da. Doğduğu günden beri en büyük sorunumuz onu uyutmak daha doğrusu uykuda tutmaktı. Çünkü çok hareketli bir bebek ve hareketlerini bilinçli yapmadığı içinde özellikle ellerini yüzüne çok götürüyor ve özellikle de uykusunda bunu yapınca kendi kendini uyandırıyordu. Haliyle uyutmaktan çok uykuda tutmak zordu çünkü bir el hareketi bütün bir uyutma çabasını boşa çıkarıveriyordu. Uzun deneyimlerden sonra büyüklerin var bir bildiği diyerek eski yöntemlere geçiş yaptım. Şu anda da tam uyanıkken kundağa sarmak mümkün değil o nedenle önce yarı uyur hale getirip sonra kundak yapıp yatağına yatırıyor ve kısık sesle pış pışlıyor yada ninni söylüyorum ve böylece uyutma süresi uzasa da uykuda kalıyor bir süre. Tabi kundak her zaman da çözüm olmuyor çünkü ne kadar iyi sararsam sarayım beyefendi canı isterse bir iki hamlede o minik ellerini dışarı çıkarmayı harika bir şekilde başarıyor. Böylece sil baştan yapıyorum yine. Ne olursa olsun, daha doğrusu onu kundak yapınca gözüme ne kadar masum ve çaresiz gözükürse gözüksün ellerinin farkına varıncaya kadar kundaklamaya devam. Umarım gece uykuları da gündüz uykuları kadar uzun ve daha düzenli olur yakın zamanda. İki aylık bir bebek için çok şey mi istiyorum.

Cuma, Ağustos 26, 2011

Nankör Ev İşleri

Hiç vakit yok, ev işi nankör derdi annem aynen öyle, ne evin işi bitmek biliyor temizliktir, yemektir, ne çamaşırı ütüsü, ev hanımlığını sevmedim ben, zaten sevmezdim ya eskiden de. İşin en güzel kısmı yine bebişim, onun için eyvallah dedim bütün bu hengameye ya. Aslında zengin olsam da evin bütün bu kısır döngü halindeki iş güç kısmını benim için başkaları yapsa, ben de bebeğimle doya doya zaman geçirsem, uydurduğum ninni ve hikayelere yenilerini eklesem, onunla birlikte şekerleme yapsam, onu uyutup ev işlerine yettim gari diye girişmek için zaman kollamak yerine.  Öyle işte zaman geçiyor İK'cık büyüyor yavaş yavaş bugün 52 günlük oldu, ben de yeni düzenime alışmaya çalışıyorum. Ramazan bitmek üzere ben hiçbir şey anlamadım eşime iki arada bir derede hazırladığım iftar sofraları haricinde... Geceyse ben zaten ayaktayım ama bu demek değil, eşime her zaman sahur yemeği hazırlayabiliyorum, ancak bebişten zaman kalırsa o da. Bayram sonrası bu kez babaannemiz gelecek ziyaretimize ve halamız, çok uzaktan gelecekler bizim için, özledik bekliyoruz bakalım...

Cumartesi, Ağustos 13, 2011

40

Öfkeli şirinim bugün tam 40 günlük oldu. 40 birbirinden başka, birbirinden zor, zahmetli ama tarifsiz güzel gün... Her gün bir diğerinden başka geçiyor onunla. Annemin gitmesiyle bir bocalama, ardından kızkardeşin gidişiyle ikinci bir afallama. Ve tabi ardından çaresiz biraz sancılı alışma dönemi. Çok tatlı bir komşum sayesinde çok daha kolay geçen banyo seanslarımız sonra... Bugün kırkıncı gün banyosunu da yaptık, suyun içine adettendir diyerek teyzesinin aldığı bilekliği de atarak. Gezme daha doğrusu kırk uçurma kısmı babanın da  katılacağı yarına kaldı.
Bu kırk günde anneliğin ne kadar özel ve emek isteyen bir şey olduğunu, dayanamam dediği pek şeye insanın nasıl direnip dayandığını, anneliğin tozpembe bir hayalden çok çoğu zaman endişe, evham, kalp sızlatan bir duygu olduğunu, kimi zaman çaresiz kalmayı ve  insan denen varlığın ne kadar narin ve aciz olduğunu anladım.

Bunun dışında her bebeğin apayrı bir karaktere sahip olduğunu örneğin Kayra'nın hem çok asabi hem de komik bir bebek olduğunu da...

Dün ilk kez istem dışı gülümsemelerin dışında onunla konuşurken bana gülümsedi. Bugün de sesimi takip ederek üç hamle yaptı. Demek ki eskilerin kırk saymasının bir hikmeti var gerçekten. Gerçi uyku düzeni ve daha pekçok şeyle ilgili de hep kırkı çıkınca düzene girer cevabını aldım onlardan ve cidden ümitlendim. Umarım ümitlerimiz boşa çıkmaz...  Öfkeli Şirinim izin vermiyor, şimdilik müsadenizle... :))

Çarşamba, Ağustos 03, 2011

Bugün 30 günlük olduk. Günlerimiz karadüzen gittiği için şuracığa da iki satır yazıvermek malesef  imkansız olabiliyor...  İK'cık bir gece güzel uyuyorsa ertesi gün sabaha kadar ayağa diziyor bizi.  Önce gaz problemi nedeniyle uyuyamıyordu yavrum sancı yüzünden, şimdi tam onunla yaşamaya alıştık derken bu kez de sürekli hareket halindeki elleriyle kendini uyandırdığı için uykuya geçemez oldu.  Onun da çözümünü bir nevi kundak yaparak kucağımda uyutmada buldum şimdilik... Çocuklar bize her gün yeni bir şeyler öğretmeye çok meraklı sanırım... Bebeğimle her gün yeni şeyler öğreniyorum. Bu arada uyumadığı zaman uyumadı diye üzülüyor uyuduğu zamanda ne zaman uyanacak, özledim diye hayıflanıyorum. Annelik çok garip bir duyguymuş...  Mübarek ramazan ayının manevi atmosferi bizim eve de uğradı şükür. Daha bir sükunet içindeyiz birkaç gündür.  Allah bozmasın inşaallah. Bu arada günüm bebeğimle geçtiği için gündemden epey uzak kalıyorum ama göz ucuyla yakaladığım kadarıyla bile korkunç şeyler oluyor dünyada. Suriye yönetimi çıldırmış durumda, mübarek günlerde işlenen katliam içimi acıtıyor,  Afrika'daki açlık, savaş ve sefalet görüntüleri ise insanı insanlığından utandırıyor. Trafik kazaları ve işlenen kadın cinayetleriyse başka bir dert. Hala çok geri bir ülkeyiz, ne zaman güzel şeyler de duyacağız ülkeme dair....