Örneğin bir günümü özetlersem sabah şansım varsa Kayra bebek 8 gibi uyanır, altı temizlenir, karnı doyurulur, oynatılır biraz kahvaltı tattırılırki bunun için zaten akşamdan peynir suya konmuştur ve ıhlamur sabah kalkar kalkmaz kaynatılmıştır. 10'a doğru meyve püresi yedirilir, sonra ortalık toparlanır, bu arada tabi bilmem kaçıncı kez soğumuş ve ısıtılmış çayla kahvaltı yapmaya çalışılır, uykusu gelen bebiş uyutulur ve bu sırada hala kahvaltı yapılıyordur, bebişin uyumasından fırsat biraz ortalık toparlanmaya çalışılır aynı anda çorbası için hazırlık yapılır ve yoğurt mayalanması gerek bunun için de önceden sütün alınmış olması ve mayanın olması gerekir. Bu arada mutfak tam bir laboratuvar kıvamındadır katı gıdaya geçiş aşamasından dolayı.
Ortalık minik kase, ölçü kabı, kaşık, süzgeç ve blendırdan geçilmez haldedir ve ayrıca yedirme sırasında ortalık savaş alanına döndüğünden envai çeşit önlük ve kirli bez doludur o tezgah. Bu arada düzineyle aldığım havlu önlüklerin hiç bir işe yaramadığını da anlamış oldum ki acilen bir plastik önlük almak farz oldu da geçti bile... Çünkü bez önlükler hem çocuğu ıslatıyor hem de temizliği çok zor. Neyse bu kullanılan eşyalar bahside ayrı bir yazı konusu zaten. Sonra ne diyordum çorba saati gelmiştir, bebişin uyanması beklenir ki uyanır çok geçmez, yine alt temizleme faslı ve sonra çorba yeme vakti. Çorba da üfürüle üfürüle döke saça yenir afiyetle çok şükür, yine oynama faslı, anne tabi bu arada bir yandan da banyo mu ovulacaktı, çamaşır mı yıkanacaktı, ütü var mıydı yapılacak bunları düşünür bir yandan da akşama ne yemek yapılsa acaba sorusuna cevap arar ki öğlen yemeği yemediğini hatırlar bu sırada ve yine koştur koştur bebişin bağırışları arasında bir yandan ev işi kotarılırken bir yandan yemek yenir. Bebiş şansım varsa yine uyur ve o bahsi geçen ev işleri sıraya dizilir. Çorba ve öğlen yemeğinden kalan bulaşıklar halledilir. Ufak bir dinlenme ki o genelde internette takılarak oluyoki ondada genelde bebişle ilgili akla takılan konular araştırılıyor vs...., ardından bu kez bebeğin yoğurt faslı için hazırlık başlar bu arada bebeğe ara ara su verme denemeleri yapılır ve malesef başarılı olunamaz. Bebişin uyanmasıyla birlikte yine alt temizleme faslı gelir ardından yoğurt yeme vakti. O da döke saça yendikten sonra oyun vaktidir. Bu arada ilaçların verilmediği hatırlanır ve yoğurdun üzerinden ne kadar zaman geçtiği hesaplanır ve ilaçlar verilir.
Sonra akşam yemeği için mutfağa girilir şansımız varsa bebiş yine uyutulur tabi emzirdikten sonra ve uyursa ve altı temizse. Yemek yapılırken bir yandan bütün gün su içilmediği hatırlanır ve su takviyesi yapılır ve rezene çayı koyulur ama işin tam ortasında bebiş uyanmıştır ve artık çay da unutulur yemek de kendi haline bırakılır, söylememe gerek yok aslında ama çocuk kucakta yapışık vaziyette yemek tamamlanmaya çalışılır. Bütün bunlar arasında verilecek kilolalar, hayata dair planlar, bir süredir kesilmeyen omuz ve bel ağrısı düşünülür ve yine geçiştirilir. Sonra bebiş genelde uyanık bazende uyurken eş gelir, sofra kurulur, yemek yenir ve ardından bu kez muhallebi verelim mi vermeyelim mi sorunsalı tartışılır vermeye karar verilirse o hazırlanır ve bebeğe yedirilir,bu sırada uyku saati kaçan bebek uyutulmaya çalışılırken bir yandan da mutfakta yığılan bulaşıklar yıkanır ya da makineye dizilir duruma göre ve olmazsa olmaz çayı kim yapacak konusu gündeme gelir. Çay demlenipte masaya gelene kadar gecenin bir yarısı olur bu sırada bebiş şansımız varsa erken uyumuş yoksa da saat 11 de hala uyanık olur, artık pilin bittiği o saatlerde işte eşten yardım istenir biraz da sen sallar mısın diye ve, sen de bu işi hep bana ihale etmeye çalışıyorsun cevabıyla isteğiniz geri püskürtülür.
Ardından bebek nihayet uyudu diye tam bir oh çekmek üzereyken ve koltuğa kendinizi tam yığacağınız sırada eşiniz bebiş kucağında salondadır ve uyumuyor bu denir, duruma tepki vermeyince de bebeğine bakmayı sadece görev olarak görme ithamları ve sayısız söze maruz kalınır, bebekte bir şekilde uyumuştur elbette ama ama sizde bitmişsinizdir o noktadan sonra ve saat geceyi vurmaktadır tabi film burada bitmez, bebek mütemadiyen ve de mütemadiyen uyuyup, uyanıp emip uyumaya devam eder sabaha kadar, siz de görevse görez annelikse annelik işte onu yapmaya devam edersiniz. Mükemmel bir anne değilsinizdir elbette ama sadece içinizden geldiği için ve gerçektende böyle olması gerektiği için bebeğinizle ilgilenmeye devam eder durursunuz, sizi tek mutlu eden şeydir aslında o sırada bebeğiniz, herşeye rağmen sizi kendinizi boşluğa bırakmaktan tek alıkoyan şeydir ama bazen bir nefeslik de olsa molalara ihtiyaç duyarsınız ve bir yandan da dışsesler vardır etrafınızda birileri size bu süreçte eşini de ihmal etme, üstüne beşına dikkat et, temiz ve düzenli ol, güleryüzlü ol, kendine zaman ayır, günde en az bir saat yürüyüşe çık diyenler olur, siz de sadece bakıp gülümsersiniz boş boş... Geç gelen depresyonun ayak seslerine kulak tıkamaya çalışırsınız...
Ve evet yalnız büyütüyorum aslında ben bebeğimi çünkü eşimin günün tamamında işte olduğunu akşam bir kaç saat evde olabildiğini onda da (aslında oda haklı) dinlenmek istediğini ve yemek faslının ardından geriye kalan saatte de uyuduğunu varsayarsak evet yalnız oluyor bu iş. Okuyorum bir yerlerde eşlerine bütün kocalar gibi bütün gün işte çalıştığı halde evde oldukları zamanda tamamen yardımcı olanların varlığını, bebeği akşamları uyutan, banyosunu yaptıran tek başına, altını temizleyen gece uyandığında ilgilenen vs. Malesef benim eşim bu konuda beni çok yanılttı. Bebekten önce bu konuda bana o kadar çok vaatte bulumuştuki ben de baya baya cesaretlenmiş ve ümitlenmiştim ama malesef hepsi tam hayal kırıklığıy, hatta yüksek lisans bile yapabileceğimi, ders sınav dönemlerinde çocuğa onun bakacağını söylemişti bir seferinde, ne komik.
Bu pazar ilk kez tek başıma evden çıktım ve bir AVM'ye gittim, tabi gitmeden önce bu saydığım bütün işler eksiği kusuruyla elden geçti, çorbasına kadar hazırlandı ve yine de döndüğümde yine papaz olmamak için eşimle, girdiğim birkaç dükkanı nasıl dolaştığımı bile bilmeden eve döndüm. Yolu da katarsam eğer toplamda iki saatte gitmiş gelmiş ve gezmiş oldum ki bu bile benim için çok güzel bir şeydi...
İşte şimdi söylüyorum bir erkek bebeğim var ve ben oğlumu bu gelenekçi kalıptan tamamen uzak, eşiyle hayatın bütün safhalarını paylaşmayı normal sayan bir erkek olarak yetiştirmek istiyorum ama rol model olarak baba bu konuda farklı düşünürken bunu nasıl başarırım bilmiyorum ve çok değer verdiğim, eşiyle mükemmel bir uyum sergileyen bir arkadaşıma zamanında sorduğum bir sorunun cevabını düşünüyorum bugünlerde sık sık... Eşini gerçekten çok mu seviyorsun demiştim arkadaşıma ve bana her koşulda çok sevmiyorum tabiki demişti, böyle bir şey mümkün mü, bana değer verdiği, saygı duyduğu, beni incitmediği, kırmadığı ve hayatı benimle paylaştığı sürece onu seviyorum, ve o da bunlarda bir azalma olursa sevgimin de azalacağını çok iyi bilir ona göre davranır demişti...

4 yorum:
Hadi gel de evlen şimdi :P. Okurken yoruldum şahsen ama yine de u yorgunluklara değer o minik şey :)
Allah yardımcın olsun ablacım: )
yaşadıklarını anlıyorum demek az kalır, yaşadım ve hala yaşıyorum.çocuk 2buçuk yaşında hala babaya bırakıp gezmek için yalvar, yakar pozisyondayım.heleki bir yürüme döneminde dışarı çıkması vardıki, kavga kıyamet.ama ii doğurdum ,iyi ki anne oldum
Canim ne diyim bilemedim. Esinin is stressi tamam evet, ama emin ol senin evdeki stressin ondan cok daha fazla. Babasi eve geldikden sonra birak o ilgilensin, zamanla bebekle vakit gecirmeye alisip farkli guzel oyunlar bulacaktir. Tecrubeyle sabit
Yaşadıklarını yaşamaktan korktuğum için çocuk sahibi olmuyorum.
Son paragraf arkadaşının evliliği çözmüş olması bir harika.
Kolaylıklar dilerim,oğlun istediğin gibi bir erkek olur inşallah duygusal dünyası açısından yani.
Yorum Gönder