Pazartesi, Şubat 20, 2012

O 35 oldu, ben de peşisıra gidiyorum...


Yazmıyorsun uzun zamandır dedi, o da farkında nihayetinde durumun. Blog yazmak yani sürekli yazabilmek büyük bir yetenek, malesef ben o yeteneğe sahip değilim ya da zamana... Herneyse işte,yuvarlanıp gidiyoruz günlerle beraber, olsun gerçekten yazmaya ihtiyaç hissettiğimde yazabiliyorum ya bir şekilde bu da güzel ve kafi...

İK daha ortalıklarda bile yokken bana takılırdı, bir bebeğimiz olsa sen beni unutursun artık, bana olan sevgin bölünür, pabucum dama atılır derdi...  Derken İK geldi katıldı bize, ama ilk zamanlar onun dediği gibi sadece ben onu unutmadım,o da beni unuttu hemde büsbütün... Yani biz ikimizde birbirimizi unuttuk ve birbirimizden bağımsız olarak İK delisi olduk çıktık günler boyu... Onunla yatıyor, onunla kalkıyor, ağzımızdan çıkan her kelimede onu söylüyor, her sohbete onu dahil ediyorduk, onsuz bir hayat düşünülemezdi artık, biz yoktuk o vardı sanki sadece...İlk zamanlar bizi görenler hiç iyi şeyler düşünmedi tabi çoğu zaman hakkımızda. Haklılarda yerine göre ama bir şeyi unutuyorlardı, biz İK için gerçekten çok çaba harcamış, çok dua etmiştik. İK bizim için kabul olunmuş bir duaydı aslında ve üzerine titriyor olmamızın nedeni de buydu aslında.
Bu süreçte birazda kırdık döktük birbirimizi bu hassasiyetimiz nedeniyle. Birimizin yaptığını diğerimiz yeterince iyi bulmadı, bebeğimiz için ne yapsak tam olarak içimize sinmedi, bir mükemmelliyetçiliktir aldı gitti bizi... Sonra sonra ama normalleştik, sabah oluyor akşam oluyor, günler geçiyor, hayat kendi  akışını buluyordu,  Derken hemen değil ama bir iki ay sonra birbirimizin farkına vardık... Bir gün ciddi ciddi eşime, aa sen  burada mıydın dediğimi haırlıyorum. Günlerce birbirimizle konuşmuş ama birbirimizi hiç görmemiştik bile, Aynı şey onun için de geçerli. Bunda uykusuz gecelerinde payı da yok değil elbette. Aylar sonra kilitlendiğimiz odak noktamızdan biraz daha geniş bir çerçeveyle bakar olmuştuk hayata.... Artık üç kişilik bir aile olmuştuk işte... ben, o ve bebeğimiz...

Şimdi şimdi bebeğimizin keyifli zamanlarının daha çok tadını çıkarıyor, sabahları birlikte yatak keyfi yapıyor, ona yemek yedirirken üstümüze yemekleri üfürmesine kahkahayla eşlik ediyor, her yeni cicisini giydirirken maşallahları unutmuyor, ağzından çıkacak her sese, her heceye, kelimeye dikkat kesiliyor, onunla  birlikte yeniden çocuk olmayı tecrübe ediyoruz... Ve bütün bu mutluluklar eşim de o fotoğrafın içine olunca çok daha güzel oluyor... Her sabah evden çıkarken babayı işe birlikte yolcu etmenin, akşam geleceği saate yakın kapı önünde konuşlanmanın zevki bambaşka. Babasız büyüyen çocuklara bu yüzden çok üzülüyorum hatırladıkça, ve bir bebeğin özlemini çekenlere dua ediyorum sık sık bu mutluluğu onlara da yaşatması için..

Demiştim ya tablo onunla tamam oluyor diye işte o acemi ama sevgi dolu babanın, hayat arkadaşımın yolu yarıladığı bu doğum gününü es geçmek olmazdı... Bu nedenle İK ile babacığına sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırladık kısıtlı zamanda da olsa... Ama O bütün eksiklerine rağmen yine çok mutlu oldu ve gözleri dolu dolu teşekkür etti bana yine her yıl olduğu gibi.... Geçen yıl çok özel misafirimizi beklerken rahatsız olduğum için minik bir hazır pastayla kutlamıştım eşimin doğum gününü, yine de çok güzel, aklımda kalan bir doğum günü kutlaması olmuştu. Bu kez çok daha özel ve el emeği olsun istedim. Tabi O yine malesef bütün özel kutlamalarımızda ve randevularımızda hep olduğu gibi işten malesef geç çıktı ve kutlama saatimizde biraz şaştı ama sonuş çok güzeldi her şeye rağmen. İK babasını beklerken giyindi süslendi, uslu bir çocuk olup annesinin hazırlık yapmasına müsade etti.

Menümüz ana yemeğimiz dışında pazılı börek, kereviz salatası ve doğum günü pastamız olan tiramisudan oluşuyordu. İK da bize taze sıkılmış armut suyu ve organik malzemelerden yapılmış havuçlu kekiyle eşlik etti.  Bol bol günün anısına fotoğraf çektik, ne de olsa zaman su gibi akıp gidiyor. Hatta bugün bir ara kendimizi, İK'nın ilerde bir bebeği olursa ona biz mi bakarız yoksa bakıcı tutar gözetim için mi yanında kalırız sadece diye sohbet ederken bulduk kendimizi ve sonra da bastık kahkahayı e ne de olsa Temel'in fıkrasını aratmaz bir duruma düşmüştük bir anda...

Son olarak mutlu yıllar sevgili, birlikte nice sağlıklı, huzurlu mutlu yıllara ermek dileğiyle... Ben ve tatlı oğlun seni çok ama çok seviyoruz...



2 yorum:

Duygusayar dedi ki...

çook güzel anlatmışsın ablacım... Nice yıllar diliyorum mutlu huzurlu sağlıklı...
Heep mutlu olun kuzunuzla olur mu?

Maşallaah size...

sirinanne dedi ki...

Allah mutluluğunuzu bozmasın...